Cevaba cevap!..

Dünkü yazımız üzerine okurlarımızdan ileri derecede birçok eleştiri geldi.

Israrla, Rektör Hoca’ya sorun dememize rağmen, “Kendisine ulaşmak mümkün değil, buradan soracağız. Yoksa sizin taraf tuttuğunuzu düşünürüz” diye kinaye etmişler..

Biz her fikre açığız, saygı duyarız..

Onun için kinaye etmenize hiç gerek yok..

Sorularınızı aynen yayınlıyoruz;

“Afyon Kocatepe Üniversitesinde bugüne kadar yargılananlardan;

1.Doç.A.G-Eski Uzaktan Eğitim Müdürü-11 yıl,6 ay

2.Doç.R.D-Eski Hastane Başhekim Yardımcısı-9 yıl

3.Teknisyen-G.E-Hastane Laboratuvar sorumlusu-7 yıl

4.Yrd.Doç.A.B-Bu dönem atanan Genel Cerrah-10 yıl,6 ay

5.F.Sekreteri-Ü.D-Bu dönem İsçehisar M.Y.Okul Sekreterliğinden, Veteriner Fakültesine Sekreterliğine yükseltilen-8 yıl,7 ay

6.H.Ş.Hastane Sağlık Teknikeri-9 yıl,9 ay

7.Doç.S.U-Bu dönem Doçentliğe yükseldi.2011-2014Teknoloji Fak.Dekan Yardımcısı -9 yıl

8.İ.T-Memur- 10 yıl,9 ay

9.İ.Tü.Memur-10 yıl,9 ay

10.V.G-Memur-9 yıl

11.A.K-Memur-8 yıl,3 ay

12.A-F-Öğretim Görevlisi-İşci-657/4-b li, arkasından Öğretim Görevlisi ve Hastane Müdür Vekil-12 yıl

Hüküm giymişlerdir.

En az alan sıradan bir memur 7 yıl ceza almış.

Bunlar Afyon Kocatepe Üniversitesindeki FETÖ faaliyetlerinden ceza aldılar.

Bu sürede kim yetkiliydi?.

Bu kurumun başında olan kimdi?.

Bunlar, bu ağır ceza alacak faaliyetleri yaparken, ortamı ve zemini kim hazırladı?.

İş adamları ile Pensilvanya’ya gidilmemiştir. Doğrudur.

Fetö’cüler Pensilvanya’ya direk gitmiyorlar.

Bir eyalete gidip oradan araçla Pensilvanya’ya geçip, Fetö ele başının elini öpüyorlar.

Başka zaman yapılmış olsa dahi, Amerika seyahati ne maksatla yapıldı?.

YÖK’den, ne denerek izin alındı, dönüşte YÖK’e ne rapor verildi?.

Aslında, Fetö’nün elini öpmek için Pensilvanya’ya gitmeye gerek yoktu ki. Fetö üniversiteye gelmiş, kadrosunu kurmuştu zaten!.

Abant İzzet Baysal Üniversitesi Rektörü 2011 Rektörlerinden.

Yürütülen FETÖ soruşturmasında yargılanıyorlar.

İddianamede: “..kadrolaşmada ortam oluşturduğu ve katkı sağladığı, Rektörlük seçimlerinde destek almak için bir takım kişilere aktif görevler verdiği, paralel yapıya mensup olan kişilerin desteğini alarak seçimleri kazanmasının ardından Tıp Fakültesi ve Diş Hekimliği Fakültesinde inisiyatifi örgüt mensuplarına verecek biçimde hareket etmesi..”

Dicle Üniversite Rektörü hakkındaki iddianamede;"…üniversite içerisindeki örgüt mensuplarını ve dış üniversitelerden getirilen FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarının örgütün amaçları doğrultusunda yönetim içerisinde kritik noktalara görevlendirmeleri yapılmıştır. ..kritik noktalardaki görevli kişilerce üniversite içerisinde bulunan idari ve eğitim kadrolarına örgüt mensuplarının yerleştirmeleri yapılmıştır. ..FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir olmayan ve muhalif olan kişilere bir takım baskı ve mobbingler uygulanmıştır. ..üniversite bir eğitim kurumundan daha çok FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından örgüt çıkarları için kullanılan bir kurum halini almıştır.." deniliyor.

Ez cümle her iki iddianamede Fetö’ye yardım ve yataklık deniliyor.

Fetö’ye silah veya para vererek yardım ve yataklıktan ne farkı var?.

Üniversitelerde, Fetö faaliyetlerinin özü Fetö kadrolaşması değil mi?.

Üniversite fabrika mı finans aransın.

Rektörlerin Fetö toplantılarının ne önemi var?.

Bunlar zaten çok gizli yapıyorlar.

Fetö toplantılarında hiyerarşi var. Üst düzeyler üst düzey kişilerle. Alt düzeydekiler, alt düzeyle toplantı yapıyor. Bunların Fetö toplantılarına katıldıklarını sıradan fetö’cüler bilemez.

Türkiye’de bir Devlet Üniversitesi düşünün.

Tıp Dekanı, iki yardımcısı, Başhekim ve dört yardımcısı, sekizi birden FETÖ den ihraç, tutuklu ve yargılanıyorlar.

Hastane Müdür Yardımcısı, Bölüm ve Ana Bilim Dalları Başkanları ve Tıp Etik Kurul üyeleri FETÖ den ihraç ve tutuklu. Yargılanıyorlar.

Rektör Yardımcısı, Dekan, Rektöre bağlı Enformatik Bölüm Başkanı, Uzaktan Eğitim Müdürü, Bilimsel Araştırmalar Merkez Müdürü, M.Y.Okul Müdürleri ve yardımcıları, fakülte sekreterleri ihraç ve tutuklu yargılanıyorlar.

İki mahrem imam tutuklanıyor.

Yine Üniversitenin içinden polis, asker olmak üzere dört imam çıkıyor.

Bu iki asker imamı, bu dönem devletten alınıyor.

30’a yakın Fetö’cü dışardan alınıyor.

Bunlar nasıl alındı?. Fetö’cülerin 5-5’lik şifresi ile mi, alındı?

Üniversitede eleman alımı geleneği var.

İlana çıkılmadan dışardan alınacakları, özellikle Tıp Fakültesine alınacakları kurumun başı görüyor.

Planlıyor, yönetiminden geçiriyor. YÖK den izin alıyor, ilana çıkıyor. Arkasından jürilere dosyaları gidiyor. Tekrar yönetimden geçirip atama yapılıyor.

Bir asistan kadrosuna bile ilandan önce kimin atanacağı biliniyor.

Bunlar, gözden kaçan, sehven alınan kişiler midir?

“Ben bunları attım” demek yeterli midir?

Bütün kritik idari görevlere Fetö’cüleri atayıp, ya bunların bir kısmını ben almadım, eski rektörler aldı demek ne kadar inandırıcıdır?.

Seçip, seçip kritik görevler nasıl verildi?.

Bir dönem Tıp Fakültesi ve Hastanesinden sorumlu Rektör Yardımcısı olacaksın, bir dönem Tıp Fakültesi Dekanı olacaksın.

Bu dönemlerde alınan Fetö’cüleri ben almadım diyeceksin!.

12 Yıl hüküm giyen bir kişi. Önce işçi. Sonra ilanla 657/4-b li atanıyor. Arkasından bir Meslek Yüksek Okuluna Öğretim Görevlisi yapılıyor. Arkasından Hastane Müdür Yardımcısı Vekili olarak atanıyor. Bunlar atanırken hiç incelenmedi mi?.

Aynı kişi 17-25 Aralık sonrası okuluna gönderilmiyor, hastanede Döner Sermayede görevlendiriliyor.

Mesela; “ihaleyi memurlar yaptı” deyip işin içinden çıkılır mı?.

Memurlar, maliyenin standart idari şartnamesine göre ihaleyi yapıyor.

Bu ihalenin çatı tezgâhını hazırlayan kim?.

Teknik şartnameyi hazırlayan Ana Bilim Dalı Başkanı kim?.

Nadir vaka deyip, niçin başka tahliller de bu laboratuvara gidiyor?.

Nadir vaka denilen tahliller için firmalar istenirse “20” lik,”5” lik hatta “1” kişilik kit hazırlıyor. Niçin bu yol tercih edilmiyor?.

Bunlar hastanede yeterli cihaz ve elaman varken yapılsa, birkaç asistan da bunu öğrense kötü mü olurdu?.

İltisak ve irtibattan, birçok memur ihraç veya tutuklu.

Düşünün. Bir Üniversitenin ihalesine katılan firma sahipleri, genel sorumlusu o Üniversiteye bilimsel etkinliklere geliyor.

Bir sınav yapılıyor. Beş kişilik jürinin “4” ü, Fetö’cü. Nasıl tesadüf bu?.

Rektöre direk bağlı Enformatik Bölüm Başkanlığında Fetö’cü polis ve asker öğrencilere Yüksek Lisans belgesi ver. “Benim haberim yok” de!..

O zaman kimdi bu kurumun başındaki?.

Vatanını seven basiretli sorumlular bunları değerlendirirse bizler de müsterih ve mutlu oluruz. Hak yerini bulur.”

Sorular bunlar, altına da aşağıdaki fıkrayı eklemişler..

Tarih dersinde öğretmen birini tahtaya kaldırmış ve sormuş:

“Oğlum Kadeş Savaşını kim yaptı?”

Çocuk: “Hocam vallahi billahi ben yapmadım.”

Hoca sinirinden çıldıracak. O sinirle dışarıya çıkmış, koridorda Matematik öğretmenini görmüş ve durumu Matematik öğretmenine anlatmış:

“Hoca hanım bu öğrenciler beni çıldırtacak; Kadeş Savaşını kim yaptı diye soruyorum, vallahi billahi ben yapmadım diye yanıt veriyorlar, çıldıracağım..”

“Hocam üzülmeyin kripto fetö’cüdür bunlar, hem yaparlar hem de yapmadım derler..”

Tarihçinin sinirleri iyice tepesine çıkmış ve soluğu müdür beyin odasında almış.

“Müdür Bey bu nasıl bir okul, ne öğrencisinde hayır var, ne de öğretmeninde.. Öğrenciye Kadeş Savaşını kim yaptı diye soruyorum, ben yapmadım diyor.”

Müdür Bey: “Siz hiç kendinizi üzmeyin hocam, bunda merak edilecek bir şey yok, şimdi bakanlığa bir yazı yazar ve Kadeş Savaşını kimin yaptığını sorarız..”

Bir hafta sonra Bakanlıktan bir yazı: “Bu yıl ödenek olmadığı için Kadeş Savaşı, 16 Nisan referandum sonuna ertelendi”

İşte bu kadar..

Şimdi kinaye sırası bende…

Bu soruları yayınlayabilecek başka birini bulamadınız mı?

******

Cuma’nız mübarek olsun..