ÇEKİRDEK YİYEN EŞEK HEYKELİ DİKSEK FAYDASI OLUR MU?  

Şehirde yaşamanın belli kuralları var. Öncelikle evimizi nasıl temiz tutuyorsak, şehrimizi de öyle temiz tutmalıyız.

Konumuz birkaç öneri.

Geliniz çekirdek yerken daha dikkatli olalım.

Şöyle ki; çekirdek yiyenler kabuklarını rastgele yerlere atmasın.

Hem temizlemek zor hem de  çirkin görüntü oluşturuyor.

Bu konuda daha önceleri de yazılar yazdım.

Hatta tebessüm ettiren bir önerimiz oldu.

Önerimiz, çekirdek yiyen eşek heykeli dikilmesi.

Öyle ya, her yere çekirdek kabukları atanlar için hem iyi bir mesaj hem de biraz olsun çekirdek kabuklarından kurtulmuş oluruz.

Çekirdek yiyip, rastgele oraya buraya atanlara şunu sormak isterim.

Sizler evinizde çekirdek yerken, kabuklarını salonun tam ortasına atıyor musunuz?

Cevap hayırsa, neden çekirdek kabuklarını her yere atıyorsunuz?

BİZDE KÜFÜR HAKARET OLMAZ

Okuyanlarınız bilir.

Yazılarımızda hiçbir zaman hakaret, küfür olmaz, olamaz.

Bu konuda küçük bir anımı yazmak isterim. Dostlarımızla muhabbet ederken, biriyle tanıştırdılar.

Ben Fevzi Bey’i tanırım dedi.

Allah var, ben hatırlayamadım.

Tanıştığımız kişiyi birkaç kez eleştirmişim.

Sordum.

Hakaret ettim mi? Cevap hayır.

Küfür ettim mi? Yine cevap hayır.

O halde ne denir ki.

Yazılarımızı sürekli takip edenler de bunu kabul edecektir. Kimseyle aramızda küfür olmaz, hakaret olmaz, olamaz.

Şunu da ifade etmek isterim.  Cevap hakkınız bende hep baki.

Yazdıklarımıza cevap hakkınız hep var.

Bir yerde sayfamızın gerçek sahipleri sizlersiniz.

DEVLET HASTANESİNİ GICIR GICIR YAPTIRDILAR

ALİMOĞLU VE KOCAŞABAN’A TEŞEKKÜR     

                                

Devlet Hastanemizin dış cephesinin görüntüsü bir hayli sıkıntılı idi. Yani görüntü hiç hoş değildi.

Hastanemizin dış cephesinin boya ve işçiliğini yapan iki hayırsever iş insanımız var.

Her ne kadar bu isimler yaptıkları hayırları herkesin bilmesini istemese de, bana göre teşvik anlamında yazılmasında fayda var diye düşünüyorum.

Daha önce de yazdım.

Devlet Hastanemizin dış cephesinin boyanması ve işçiliğini Sayın İbrahim Alimoğlu ve Sayın Yavuz Kocaşaban üstlendi.

Görenleriniz vardır, hastanemiz şu anda pırıl pırıl adeta yeni bitmiş bir hastane görüntüsünde.

Şehrimiz yöneticileri hastanemizin bu güzelim hale getirilmesini sağlayan hayırsever iş insanları Alimoğlu ve Kocaşaban’a  plaket vermek istemiştir.

Şunu çok iyi biliyorum ki, hayırseverlerimiz kabul etmemiştir.

Tek sebep de bilinmesini istememişler, hayrını veren ellerinin duyulmasını istememişlerdir.

Bu konuda özrümüzü peşinen yazalım. Dedik ya; teşvik olsun, yoksa başka bir amacımız yok.

****

BAKANSIZ ŞEHİR OLMAK VE EROĞLU’NUN KIYMETİ      

 

Dün, bakansız şehir olmaya alışamadık  başlıklı yazı yazdım.

Bir dostumuz yıllar önce,  Sayın Eroğlu bakanken aynen şöyle dedi.

-Veysel  Eroğlu’nun kıymeti bakanlıktan ayrıldıktan sonra daha iyi anlaşılacak.

Bana göre çok doğru bir söz.

Bana bu sözü Sayın Eroğlu bakanlığı döneminde söylemişti.

Şimdi çok haklı olduğunu kabul ediyoruz.

11 yıl gibi uzun bir süre bakanlık yapan Sayın Eroğlu’nun kıymetini şahsen bizler daha iyi anlıyoruz.

Keşke bakanımız gibi biri daha gelse…

AFYONKARAHİSAR DA ONURLANDIRILMALIDIR  

Şehrimizin giriş ve çıkışlarında şu büyük tabelayı görmüşsünüzdür.

Cumhuriyetin kurulduğu topraklardasınız.

Evet Cumhuriyetimizin kurulduğu topraklar bu mübarek topraklar.

Madem Cumhuriyetin kurulduğu topraklarda yaşıyoruz. Bu şehir onurlandırılamaz mı?

Antep’e Gazi unvanı verilmiş, Maraş’a Kahraman.

Sözü fazla uzatmaya gerek duymuyorum.

Madem Cumhuriyetin kurulduğu topraklardayız.

O halde Afyon’umuza da, daha doğru bir ifadeyle Afyonkarahisar’ımıza da bir unvan verilerek onurlandırılmalıdır diye düşünüyorum.