20 Haziran 2017 Salı 00:50
Seçim yaklaştıkça..

Seçim yaklaştıkça..

Bir belediye başkanı, kendi siyasi geleceği için, rakip olabilecek veya engel çıkartabileceklerin siyasi istikballerini karartıyor..

Kendisi işin içine girmiyor, sessiz sedasız uzaktan kumandalı hallediyor..

Güç arkasında, siyasi tecrübe kendisinde..

Ak Parti ilçe başkanlıkları ve il başkanlığı seçimi yaklaştıkça olaylar gün yüzüne çıkmaya başlıyor..

El ele tutuşup “Beraber yürüdük biz bu yollarda..” diyenler, vefalı olmayı unutup birbirine kazık atmaya çalışıyor..

Oysa; dünyanın en yüce tahtına da çıksanız, oturacağınız yer yine kendi kıçınızın üstüdür!..

Vaktiyle bir derviş berbere gider.

Berberden saçını dibinden kazımasını, sakal ve bıyığını kısaltmasını ister. Tereddütsüz bir şekilde berber koltuğuna oturan derviş:

“Vur usturayı berber efendi!” der.

Berber, dervişin saçlarını kazımaya başlar. Derviş de aynada kendini takip etmektedir. Başının sağ kısmı tamamen kazınmıştır. Berber tam diğer tarafa usturayı vuracakken, yağız mı yağız, bıçkın mı bıçkın bir kabadayı girer içeri. Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış kısmına okkalı bir tokat atarak:

“Kalk bakalım kabak, kalk da tıraşımızı olalım!” diye kükrer.

Dervişlik bu…

Sövene dilsiz, vurana elsiz olmak gerek. Ses çıkarmaz, biraz çaresiz, biraz mütevekkil usulca kalkar yerinden.

Berber, bu gariban müşterisine karşı mahcup olmakla beraber kabadayının pervâsızlığından da korkmuştur. Ses çıkaramaz.

Kabadayı koltuğa oturur, berber tıraşa baslar. Fakat küstah kabadayı, tıraş esnasında da boş durmaz; sürekli aşağılar dervişi, alay eder:

“Kabak aşağı, kabak yukarı!..”

Nihayet tıraş biter, kabadayı dükkândan çıkar. Henüz birkaç metre gitmiştir ki, gemden boşanmış bir at arabası, yokuştan aşağı hızla kabadayının üzerine doğru gelir. Kabadayı şaşkınlıkla yol ortasında kalakalır. Derken, iki atın ortasına denge için yerleştirilmiş uzun sivri demir, kabadayının karnına batıverir. Kaşla göz arasında babayiğit kabadayı oracığa yığılır kalır, ölmüştür. Herkes bir anda olup biten bu olayın hayret ve şaşkınlığı içindedir. Berber de şok olmuştur; bir manzaraya, bir dervişe bakar ve dervişin beddua ettiğini düşünerek gayr-i ihtiyarî sorar:

“Biraz ağır olmadı mı derviş efendi?”

Derviş mahzun, düşünceli cevap verir:

“Vallahi gücenmedim ona. Hakkımı da helâl etmiştim. Gel gör ki, kabağın bir de sâhibi var. O gücenmiş olmalı!”

***

Ne güzel Söylemiş Yunus Emre

‘’Olsun be aldırma yaradan yardır. Sanma ki zalimin ettiği kârdır.

Mazlumun ahı indirir şâhı, Her şeyin bir vakti vardır.’’

***

Tekrar ediyorum;

Değil, belediye başkanlığı, il-ilçe başkanlığı veya vekillik, dünyanın en yüce tahtına da çıksanız, oturacağınız yer yine kendi kıçınızın üstüdür!..

El-ele birlikte yürüdüğünüz bi yerlere beraber geldiğiniz kişileri satmayın..

Gün gelir sizde satılırsınız..

Son Güncelleme: 14.08.2017 19:05
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Sandikli 2017-08-09 02:09:11

Evet cok guzel anlatmisiniz ama kimse uzerine alinmaz.ne guzeldir o koltuklar hic inmeyecek gibi otururlar kul hakki yetim hakki yerler bir secin kazanayim diye Allahi kitabi unuturlar.Allah var gam yok ne gunler gelir gecer neydim ne dum olur.helalin var sayin yazar