İnternetin yaygınlaşmasıyla dijital çağ adı verilen yeni bir dönem başladı. Bu çağda dijitalleşme, toplumsal değişimleri de beraberinde getirdi. Bu değişimlerden en çok etkilenen toplumsal yapıların başında aileler geliyor. Yaşanan devrimle ailedeki iletişim biçimleri de değişerek ebeveynlerin dijital ebeveynlik rolleri geliştirmeleri ve bu rolleri doğru yönetebilmeleri bir zorunluluk haline geldi.

Kitle iletişim araçları ve teknolojik gelişmeler, kuşakları birbirinden ayıran en önemli etkenlerdendir. Z kuşağı dijital teknolojilerin tam da ortasına doğdu. Bu durum dijital yerli dediğimiz bu kuşağın dijital göçmen olan ebeveynleriyle aralarında ciddi farklılıklar oluşmasına yol açtı. Z kuşağı ebeveyni bu farkları ortadan kaldırabilmek ve çocukları ile sağlıklı iletişime geçebilmek için bu teknolojilere hakim olmak zorundadır.

Dijital platformlar çocuklarımıza eğitim, görsel zekanın gelişimi, matematiksel düşünme, bilgi edinme, kriz yönetimi, sanatsal aktiviteler, yeni iş kollarına ulaşabilme gibi pek çok alanda fayda sağlarken, onları tanımadığı kişilerle iletişime geçme, istismar, dijital oyun bağımlılığı gibi risk faktörleriyle de karşı karşıya bırakıyor. Tam da bu noktada dijital anne babalık faktörü devreye girer.

DİJİTAL ANNE BABALIK

"Dijital anne babalık nedir?" sorusunu; "dijital çağın gereklerine uygun olarak kendini geliştiren, bu çağın araçlarını yeterli boyutta kullanabilen, çocuklarını bu mecralardaki tehlikelere karşı koruyabilen, aynı zamanda dijital medya araçlarının kullanımı konusunda onları destekleyen ve bu platformlardaki kişilik haklarını öğreten anne-babalar" şeklinde cevaplayabiliriz.[1,2,3] Ebeveynler, çocuklarının içinde yaşamak zorunda olduğu dijital dünyada hem onları desteklemek hem de onları korumak adına yeni ebeveynlik tutumları geliştirmek zorundadır.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Güvenli İnternet Merkezi'nin 8-16 yaş aralığındaki çocuklar üzerinde yaptığı "Türkiye'deki Çocukların ve Ebeveynlerin Bilinçli ve Güvenli İnternet Kullanım, Deneyim ve Alışkanlıkları" araştırması, çocukların interneti öncelikle ödev yapmak için kullandıklarını, fakat yüzde 64,4'ünün bu sırada amaçlarından uzaklaşarak farklı içerikleri tükettiğini gösteriyor. Aynı araştırmada ebeveynlerin çocuklarının internette karşılaştıkları risklerden haberdar olmadıkları da tespit edildi. O halde ebeveynler öncelikle çocuklarından haberdar olmalıdır. Bu da ancak dijital ebeveynlik tutumları geliştirmekle mümkün olabilir.

MİLLETVEKİLİ OLGUN’DAN GEÇMİŞ OLSUN MESAJI MİLLETVEKİLİ OLGUN’DAN GEÇMİŞ OLSUN MESAJI

ÇOCUKLARA DİJİTAL ORTAMDA REHBER OLMANIN ÖNEMİ

Çocuk yetiştirme stilleri olarak da adlandırılan ebeveyn tutumlarını Baumrind, "otoriter", "demokratik" ve "izin verici" olmak üzere 3 ayrı grupta inceliyor. [4] Demokratik ebeveyn tutumunda ebeveyn bir rehber görevini üstlenir fakat söz konusu bu rehber kontrolü de elden bırakmaz. Bu tutumu sergileyen ebeveynler çocuklarını desteklemeye ve korumaya önem verir ve bu davranışları onların isteklerine uygun olarak şekillendirmeye özen gösterir. Maccoby ve Martin ise bu 3'lü sınıflandırmayı "duyarlılık" ve "talepkarlık" boyutlarıyla ele alıyor. [5] "Duyarlılık" ebeveynlerin çocuklarının ihtiyaçlarının farkında olma, kendilerini ifade ve idare etmeleri için destekleme yönündeki tutumlarını, "talepkarlık" ise çocukların denetimi, disiplini ve kontrol edilmesi çabalarını içeriyor.

Ülkemizde nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu iller olan İstanbul, Ankara ve İzmir'de Z kuşağı çocuk sahibi ebeveynler üzerinde yapılan araştırmada, çocukların dijital medya kullanımının ebeveyn-çocuk ilişkilerini etkileyip etkilemediği incelendi. Araştırmada ebeveynlerin dijital ebeveynlik tutumları, Baumrind'in demokratik ebeveynlik kuramına göre, "çocuklarının dijital medyayı etkin kullanımlarını onaylama" ve "onları bu platformların olası risklerine karşı koruma" olmak üzere iki ayrı boyutta analiz edildi.

Onaylama boyutu, ebeveynlerin dijital medya platformlarının sunduğu eğitim, bilgi edinme, iletişim gibi avantajlardan çocuklarının faydalanabilmesi için onları destekleme ve teşvik etme bağlamındaki değerlendirmeleri içeriyor. Koruma boyutu ise dijital medya platformlarının kullanımı sırasında karşılaşılabilecek riskler ve kontrolsüz kullanıma bağlı olası zararlar konusunda ebeveynlerin çocuklarını bu tehlikelere karşı korumak adına bazı sınırlamalar koymasıdır.

3 il kapsamında yapılan bu araştırma dijital medya araçlarının kullanımını destekleme ve koruma yönündeki davranışların ebeveyn-çocuk ilişkisini olumlu yönde etkilediğini ortaya koyuyor. [6] Bu sonuçlar yaşadığımız çağda ebeveyn-çocuk ilişkilerinde dijital ebeveyn tutumunun önemli bir etken olarak karşımıza çıktığını kanıtlar nitelikte. O halde ailelere bu konuda önemli görevler düşüyor. Bir ağ toplumu haline geldiğimiz günümüzde, Z kuşağı ve hatta onları takip eden Alfa kuşağı çocukları için dijital platformlar artık bir ihtiyaçtır. Anne ve babalar bu platformları tanımalı ve etkin kullanabilmeyi öğrenmelidir. Bu da ancak alandaki gelişmeleri yakından takip etmekle mümkün olacaktır.

Dijital toplumlarda zaman ve mekan sınırlamaları ortadan kalkmış durumda. Küresel bir köy halini alan yeni dünya düzeninde çocuklarımızı dijital medya araçlarını etkin kullanmaları yönünde teşvik ederken olası risklere karşı koruyabilmek için bir bariyer görevini üstlenmemiz gerekiyor. Ancak bu şekilde onları daha iyi anlayabiliriz.

Editör: Afyon ZAFERİM