Ve FETÖ elebaşısının itirafı...
FETÖ elebaşısının örgütüne yıllar öncesinde söylediği sözler 15 Temmuz’u işaret ediyor...
Kıvama ulaşmadan erken çıkışlar yapılırsa
başımızı ezerler
--
Ve FETÖ elebaşısının itirafı...
Örümcek sabrıyla ağımızı kurup, içine düşecek insanları bekledik
 
 
Fetullah GÜLEN'in muhtelif konuşmalarından bölümleri içeren kasetin deşifresidir. Bu deşifrede şu sözler yer almıştır.
İster maddi güçleri açısından, isterse kendi ülkelerindeki güç kaynakları ve gücü temsil eden güç kaynakları açısından, isterse ilim mahfilleri açısından, isterse toplumun büyük kesimlerine bu duygu ve düşünce ile ulaşmaları açısından, belli bir noktaya ve kıvama gelecekleri ana kadar, bu şekilde hizmete devam etmeleri şart, zaruri ve lüzumlu. Yalnız bir şey yapar, kıvama ulaşılmadan, özleri ile tam bütünleşmeden, gereken mesafe alınmadan, bir kısım erken kuluç diyebileceğim çıkışlar yapılırsa dünya başlarını ezer ve Müslümanlara Cezayir’deki hadise gibi yeni bir hadise yaşatırlar. Bir yanlışlık bize falso yaşatır ve bu falso ile yediğimiz mağlubiyeti sonra telafi edemeyiz. Bu defa onlar sizi kıskıvrak derdest ederler ve bir daha da belinizi doğrultmanıza fırsat vermezler, Hafezanallah. Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar, her adım erken sayılır.
 
Her adım 20 günü doldurmadan yumurtayı kırma gibi bir şeydir. Civcivleri terk eden kuluçka gibi, civcivleri doluya, fırtınaya terk etmek gibi bir şeydir ve burada yapılan şeyler bunlardır. Burada yapılan şeyler mikro planda dünya ile hesaplaşma işidir. Bütün bir dünya ile hesaplaşma işidir. Ve dünya ile bir gün hesaplaşacak bu insanların, dünya ile hesaplaşma yollarını öğrenmeleri işidir. Talim ve terbiye işidir. Böylesine feleğin çemberinden geçenler, geleceğin fikir işçileri olarak kendi dünyalarını kuracaklar, fikir mimarları olarak kuracaklar fakat burada böyle defaatle feleğin çemberinden geçmeyen insanlar, kendi acemiliklerine, toyluklarına takılacaklar ve tabii kendi ülkelerinde kendileri de zarar görecek.
Sırrınız sizin esirinizdir
Biz bugün sesimiz soluğumuz bu. Bunca kalabalık içinde, ben bu duygu ve düşüncemi sizlere sözde mahremiyet içinde anlattım. Ancak sizin mahremiyete sadık, mahremiyet hususunda hassas duygularımıza sığınarak anlattım. Biliyorum, elinizdeki meyve suları boş kutularını dışarı çıkarken bir çöp kutusuna attığınız gibi, bu düşünceleri de açık olma yanıyla çöp kutusuna atıp geçeceksiniz. Arz edebildim mi? Sırrınız sizin esirinizdir. Söylerseniz siz esir olursunuz. Bazıları taş sancısı daha büyüktür, bazıları da doğum sancısı daha büyüktür.
Sancılı bir bahar yaşanıyor
Fakat çocukken zor doğumlarda, babam imamlık yapmıştı. O günkü Erzurum’da üstü toprak binalar, o toprak binaların üstünde dolaşılıyordu. Beni çıkarır bazen kadın doğum yapamıyor diye tepe öğlen ezan okuttururlardı ki, doğum kolaylaşsın, ezan okuduğum binanın altında bangır bangır kadının bağırdığını duyardım, aman ne çirkin şeymiş, hani insanın diyesi gelir. Birader bağırıyorsan bağırıyorsun, doğurduğun bir tane çocuk. Bağırmaya değer mi? Fakat sancılı bir bahar yaşanıyor. Bir millet yeniden doğuyor. Milyonları ile bir millet doğuyor. İnşallah uzun asırlar yaşayacak bir millet doğuyor. Kendi kültürü, kendi medeniyeti ile doğuyor.
Dünya kadar ıstıraplar büyük doğumu gerçekleştirmeye matuftur
Bir tek insanın doğumu bu kadar sancı ile olursa işte o milyon üzü, milyonlarca üzü sancısız olmayacaktır. Elbette şakaklarımız zonklayacaktır. Elbette ki ellerimizi kasıklarımıza koyup sancı ile dolaşıp duracağız. Bu okullar, okullar adına çekilen ıstıraplar, bu üniversite hazırlık kursları, o istikamette çekilen ıstıraplar, yokluklar içinde çekilen ıstıraplar, umduğunu bulamamak içinde çekilen ıstıraplar anlattığımız şeylere, karşı koymalar karşısında çekilen ıstıraplar. Dünya kadar ıstıraplar. Büyük bir doğumu gerçekleştirmeye matuf bir şeydir. Bir çiçek gökyüzüne çıkmak için, kim bilir ne ıstıraplardan sonra çıkıyordur. Denizin derinliklerinde mercan kim bilir ne irinden kana, kandan irine geçerek mercan olmaya yükseliyordur. Yusufçuk kelebek olmak için o sert kabuğu atma istikametinde bir metaformez yaşarken kim bilir ne sıkıntılardan geçiyordur. Bir millet ataizme açılmışken, bir millet materyalizme açılmışken, bir millet kendisinden kaçmaya açılmışken, Yahya KEMAL’in Mehlika Sultan’da ifade edildiği gibi, kendine ait bütün değerleri arkasına atıp, bir mevcudu meçhule, bir maşuku meçhule doğru koşarken, kolunda cepkeni, belinde piştovu yeniden dönmesi, ak alnı ile yağız atı ile geriye gelmesi zannedildiği kadar kolay olmayacaktır. Bunun için ne çekilse neye katlanılsa değer.
Allah bu evlere izin verdi... Ferman devletten çıkmadı...
Hususi ile her şeyin kapandığı, bütün kapılara kilit vurulduğu bir dönemde, bu evler geçmişte olan misyonlarından daha büyük misyon yüklendiler. Çünkü geçmişte bu evlerin yaptığı vazifelerden bazılarını medrese yapar, mektep yapar, bazılarını tekke yapar, bazılarını zaviye yapar. Ev mektep olacaktı. Ev medrese olacak, Ulumi İslamiye’yi öğretecekti. Ev tekke olacaktı, ev zaviye olacaktı. Kur’an zannediyorum bu hususların hepsine iş’ari dahi olsa işaret ediyor, iş’ar da bulunuyor. Allah bu evlere izin verdi, şeriatı fıkhiyeye göre... ferman devletten çıkmadı, devletlerden çıkmadı, devletler hukukundan çıkmadı. Sizi idare eden insanlardan çıkmadı. İzni Allah verdi. Bizim evlerimiz, imamlık veya imamet yapan, onların kendilerine bulup yakışan, yakıştırdığı o isimle hitap ediyorum, evlerin hususiyeti, evlerde bulunan hususiyet, bu evlerin yüklendiği görev, esas ona dikkati çekmeye çalıştım. Evler, bir tarihi ihmali tedarik etme, o ihmal ile hâsıl olan şeyleri yerine getirmeye matuf açılmış ışık evlerdir.
Örümcek sabrıyla ağımızı kurup, içine düşecek insanları bekledik
Bizim hizmetimiz temel felsefe si, temel talimatı açısından bunu zaten öğretiyor. Yani böyle bir yerlerde birer tane ev açtık. Orada örümcek sabrıyla ağımızı kurup, o gün içine düşecek insanları bekleme, düşenlere bir şeyler anlatma, yememe, bitirmeme de, onlara dirilmeye giden yolları gösterme şeklinde ağ kurup bekleme, o ölmüş insanlara hayat üfleme, onların var olmalarını sağlama, sonra bu meseleyi toptancılık mülahazası ile daha geniş şekilde ele alıp, yurtta, pansiyonda, aynı şeyi yapma ve günümüzde daha değişik mülahazaları harekete geçirerek, mütevelliler, çevre mütevelliler... İleride ne adla anacaksanız, hangi isimle yâd edecekseniz, öyle yad edeceksiniz.
Sistem içinde arkadaşlar istikbale yürüyeceklerdir
Diğer taraftan okullarla hizmete koşma, pansiyonlarla, üniversite hazırlık kursları ile sünnet mevsimlerini çok iyi değerlendirme, arkadaşları hiç boş bırakmama. İş hayatları dışında hemen zamanı müesseseleri gezdirme, arkadaşlarla görüştürme şeklinde değerlendirmek çok önemlidir. Her iyi arkadaşımız işini bilen, müşteri bekleyen ve iman sıhhatine kavuşturduğu her insanı, bedeni sıhhate de kavuşturuyor gibi hareket eden, davranan ve işinin şuurunda olan bir hekim gibidir. Mütehassıs bir hekim gibidir. Halen bu sistem devam ediyor. Ve bu sistem içinde arkadaşlar istikbale yürüyeceklerdir. Öyleyse o sistemin püf noktalarını bilmeleri lazım, keşfetmeleri lazım, açmaları lazım. Hava boşluğu gibi bu meselenin bir diğer yanıdır.
Arkadaşlarımız Kaymakam iseler Vali olmalılar
Bir diğer yanı da ister adliyede, ister mülkiyede arkadaşlarımız gittikleri yerlerde, daha rahat iş yapmaları, tutunmaları, büyümeleri, kaymakam iseler vali olmaları, sıradan bir hâkim iseler şayet, takdir toplayan bir hakim olmaları, biraz orada da böyle taşra teşkilatında siyasi güçlerle, siyasi kuvvetlerle de belli bir ölçüde, bize yüzde yüz ters olan insanlarla, açık bir diyalog olması bile onlarla da böyle çatışmamalı, fakat az buçuk böyle aynı cephe sayabilecekleri, duygumuza düşüncemize, siyasi mülahaza ile olsa sıcak bakan ve sizi bütün bütün nefyetmeyem bir çerçeve içinde mütalaa edebileceğimiz siyasiler vardır. Bu Refah'tan bugünkü manada DYP’ne kadar uzayan bir şeydir. Siyasi yelpazedir. Bu insanlarla çatışmadan onlarla aramızda farklı müşterekleri ortaya koyarak, o çizgide belli bir münasebet tesisinde yarar var bence ve birbirlerini yiyip bitiren bir şeyse, demek ki düşman diye karşınızda gördüğünüz insanlar, kendilerini yiyen insanlar, öyleyse basiretimizi kullanmak, bu da harbin psikolojik yanıdır. Psikolojide harp deniyor ve dünyada Türkiye’nin dışında her yerde bunun karargâhı var. Psikolojik harp değerlendirmesi yoktur. Bilenler amatörce yüzlerine gözlerine bulaştırarak bir takım şer şebekeleri bunu sadece Müslümanlara karşı kullanıyorlar. Bu cephede bir kısım esas üslubunu bulamamış, üslupzede diyelim bunlara, insanlar bu üslupsuzluklarıyla başımıza gaile açmasalar bunlar, ne duruyorsunuz birleşin diye bir araya getirmeseler bunlar bu kadar güçlü hareket edemeyecekler.
 
Mülkiye’de, Adliye’de bu kadar inanmış insan yoktur
Görüyorsunuz en hayati olan müesseselerde, çok disiplinli müesseselerde bile o disiplin çerçevesi dışına çıkınca bir birlerini yiyorlar. Evet, daha fazla açmaya mezun değilim ben. Zaten anlayan için daha fazla açma onlara karşı saygısızlık olur. Yani o kadar anlamıyorsunuz meseleyi derler. Hatta diyebilirim mülkiyede bu kadar inanmış insan yoktur. Müsaade ederseniz diyebilirim adliyede bu kadar inanmış insan yoktur. Müsaade ederseniz diyebilirim birtakım hayati dinamik müesseselerde bu kadar inanmış insan yoktur. Sadece o başı mahirane, meseleyi dağıtmadan, perdeyi yıkmadan ayakta tutma cehdi ve gayreti vardır.
Mahmut Efendi ile ilgili sözleri...
Bir enkazı ayakta tutuyoruz. Gelelim Mahmut Efendiye, kafanıza gider gider onların mübarek sarıkları, cüppeleri takılır. Bu önemli bir vazife yatıyor orada. Bu bana göre çok önemli. Ama hayatın bazı ünitelerinde, bazı sahalarında, bazı kimselerin öyle olmalarında yarar var. Yani hazret o hususa kilitlenmiş olduğundan dolayı o hususun dışındaki şeyleri Allah ona kapalı tutabilir. Neden yani? Demiştir ki, “Benim Mahmutçuğum sen fazla dağılma o türlü şeylere, sen çarşafı, sen şalvarı, sen cüppeyi, sen sarığı propaganda et bu çok lüzumlu”. Mahmut Efendinin sizin gözünüze ilişen şalvarına sakalına, sarığına gözünüz iliştiği zaman, o meselenin makulünü bulacak, çözeceksiniz, kaldı ki meselenin tenkit edeceğiniz yanı yani sizin öyle olunca emniyet teşkilatına nasıl girecek bu insanlar. Bu insanlar nasıl asker olacaklar. Bu insanlar nasıl vali olacaklar? Kaymakam olacaklar, bunlara takılma, onu da sen yetiştir, başkaları yetiştirsin. (Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı)

Bir dönem FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne maddi destekte bulunan bazı işadamlarının anlattıkları...
 
 “Cemil ER’e yapmış olduğum burs yardımlarını hatırlatarak, benim verdiğim burslar bu gibi ihtiyaç sahibi öğrencilere gitmeyecekse kime gidecek diyerek tepki gösterdim. Cemil ER’de bana cevaben sizin verdiğiniz burslar daha üst yerlerde okuyan Askeri Okul, Hukuk ve Tıp fakültelerindeki öğrencilere gönderildiğini söyledi. Bunun üzerine bende bundan sonra cemaatin istediği hiçbir yardım talebine cevap vermeyeceğimi kesin bir dille söyledim”
(Devlet modeline uygun bir paralel örgütlenme ile gizlice başta siyaset, mülkiye, adli; maliye, askeriye ve emniyet olmak üzere devletin tüm kılcal damarlarına sızma)
//
 
 “Seyithan Hoca bir gün bana gelip “Ankara’dan 25-30 öğrenci gelecek bu çocuklara yemek yedireceğiz” dedi. Bende tamam hocam ben de İkbal’de yerlerini ayırtayım güzel bir yemek yesinler” dedim. Seyithan Hoca “Hayır Sote Bir Yere Götürelim” dedi. Bende “Neden Çocuklar Güzel Bir Yerde Yemek Yesin Madem Misafirimiz” diye sorunca Seyithan Hoca “Bu Çocukların Buralarda Görünmemesi Lazım Bu Çocuklar Özel Çocuklar Biz Bunları Askeri Sınavlar ve Hakimlik Savcılık Sınavlarını hazırlıyoruz.” Şeklinde cevap verince ben Seyithan Hoca’ya “Hoca Bir Dakika Siz Devlet’in Belli Kademelerine Kendi Adamlarınızı mı Yerleştirmeye Çalışıyorsunuz Ben Bunu Kabul Edemem Ben Demokrat Bir Adamım Ben Böyle Bir Yapının Olduğu Yerde Olmam.” Şeklinde tepki gösterdim”
 (Devlet modeline uygun bir paralel örgütlenme ile gizlice başta siyaset, mülkiye, adli; maliye, askeriye ve emniyet olmak üzere devletin tüm kılcal damarlarına sızma,)
//
 
 “FETÖ yapılanmasına bağlı olarak faaliyet gösteren dershaneler, öğrenci evleri. Örgüt üyesi yetiştirme, örgüte bağının artmasını sağlama, örgüt yapısının kurallarını benimsetme, beyin yıkama gibi faaliyet gösteren Fetullah GÜLEN ideolojisinin aşılatıldığı yerlerdir. Afyon Kocatepe Üniversitesi FETÖ’ye bağlı evlerdeki öğrenci kaynağının Temin edilişi, Öğrencinin gittiği FETÖ dershanesinden başlamaktadır. Öğrenci hangi ildeki üniversiteyi kazandı ise, Dershaneler o ildeki FETÖ’ye bağlı yurtlara öğrencileri teslim ediyordu. Afyonkarahisar ilinde de bu işi FETÖ’ye bağlı Kıvam Yurdu planlıyordu”
(Yurt, okul, dershane ve ışık evlerinde, beyin yıkama metotları ile sorgulamayan, düşünmeyen, mutlak itaati esas alan yapıya bağlı insan tipi yetiştirme,)
//
Çalınan sorularla sınava giren bir örgüt elemanının itirafları...
 “Odaya Laptop dizüstü bilgisayarla ile giren şahıs, Laptopunu masanın üstüne koydu ve açtı. Açtıktan sonra, bizlere, burada yaşanan herşeyi burada kalacak, odadan çıktıktan sonra unutacaksınız dedi.
Kuran’a el bastık yemin ettik
Kuran-ı Kerimi getirerek bizlerin önüne koydu ve laptop, dizüstü bilgisayarda gördüklerinizi, burada yaşadıklarınızı, gördüklerinizi, hiçbir yerde anlatmayacağınıza, Kuran-ı Kerim’e el basarak yemin edin dedi. Bende o an içimden, KPSS sorularının çalındığına dair haberler duyduğum için, Yüksekokulu da, bitireceğim için, ilk etapta KPSS sorularının verileceğini düşündüm. Abdulkadir TONTUŞ ile birlikte Kuran-ı Kerim el basarak buradaki yaşananları kimseye anlatmayacağımıza yemin ettik. Enes (Kod adlı) Abdulkadir TONTUŞ’a, sen bu işleri biliyorsun, ne yapacağını da biliyorsun, mause’u sen kullan, sorulara iyice bakın, ezberleyin ben salon kısmına geçiyorum dedi.
Aramızda konuşmamızı bile yasakladılar
Arada sırada, soruları veren kişi kapıdan bakıp, bitmedi mi diyordu, ben tamam diyordum fakat Enes (Kod adlı) Abdulkadir TONTUŞ biraz daha zaman istiyordu. Bu şekilde, 1 (bir) saate yakın odada sorulara bakarak vakit geçirdik. En son odaya girerek, dizüstü bilgisayarı kapattı. Bir çay içelim ayrılalım dedi. Ben ve Abdulkadir TONTUŞ mutfak kısmına geçtik, bu sırada, Abdulkadir bana, şu sorunun cevabı neydi hatırlıyormusun, gibi bir soru sordu, bende doğru dürüst bakmadım, bilmiyorum deyince, bu konuşmayı duyan, soruları veren kişi yanımıza gelerek, bize bağırdı, yemin ettiniz, herşey odada kalacaktı, neden konuşuyorsunuz dedi.
AKÜ’de sınava girdim... Sorular daha önce gördüklerimle aynıydı
Bu olaydan tahmini bir hafta kadar sonra, 2013 yılı Astsubay sınavına, Nisan ayı gibi Afyon Kocatepe Üniversitesinde girdim. Bu sınava, Abdulkadir TONTUŞ’da girdi. Sınava girince, dejavu yaşar gibi oldum, çünkü laptopta gördüğüm soruların aynılarını, sınavda gördüm. Ben o zaman, Afyonkarahisar öğrenci evinde bize laptoptan gösterilen soruların, Astsubaylık sınav soruları olduğunu anladım.
İntibak eğitiminden sonra ‘Abi’ lerle görüşeceğimiz söylendi
Tüm elemeleri geçtikten sonra 2013 Ağustos Ayında Ankara Beytepe Jandarma Okullar Eğitim Komutanlığında, Abdulkadir TONTUŞ ile eğitime başladık.1 ay kadar İntibak eğitimi yapıldı, İntibak eğitimini geçtik. Enes (Kod adlı) Abdulkadir TONTUŞ bana, Fetullah GÜLEN yapılanmasındaki abilerle görüşeceğiz dedi”
(Kamu, ÖSYS ve benzeri sınavlarda soruları hukuka aykırı yollarla ele geçirip, kendi mensuplarının sınavlarda başarılı olarak kamu kuramlarına ve etkin okullara girmesini sağlama, yöntemlerini amacına ulaşmak için kullandığı, Jandarma Genel Komutanlığına Sızma Girişimleri 2012-2013 yılı Jandarma Astsubaylık Sınavı Sorularının Çalınması)
//
 
Örgütte Enes kod adını kullanan Abdulkadir Tontuş’un anlattıkları;
/ //   2010 yılında Afyonkarahisar Çay Meslek Yüksekokulu İşletme bölümünü kazandığını, Çay Şelale Yurdu Müdürü Ali TÜTER aracılığıyla, FETÖ/PDY yapılanmasına bağlı Öğrenci evlerine yönlendirerek, Çay İlçesinde Öğrenci evlerinde kalmaya başladığı, Afyon Kocatepe Üniversitesi Mühendislik fakültesini bitirmeden okuldan ayrılan Abdulkadir AYÇELİK’in, Çay ilçesi Öğrenci Evlerinden sorumlu olduğunu,
///   Çay ilçesinde, 2011 yılında, FETÖ/PDY’ye bağlı örgüt evlerinde (öğrenci evlerinde), Abdulkadir AYÇELİK, Şu an Samsun, Alaçam İlçe Jandarma komutanlığında Astsubay olarak görev yapan, Yusuf Dursun TANRIVERDİ ve Kerim isimli şahıslarla beraber kaldığını, okuldaki diğer öğrencilerle beraber sohbet programları düzenlediklerini,
///   Sultandağı ilçesinde, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne bağlı öğrenci evlerinde kalan, Bankacılık bölümü okuyan şuan, Diyarbakır, Kulp ilçe Jandarma Komutanlığında görevli Astsubay Ali ALTUNDAL isimli şahsa, Astsubaylık sınav sorularının verildiğini bildiğini, Daha önceden, Astsubaylık sınavlarına girip kazanamadığını, tekrar Astsubaylık sınavlarına, arkadaşı Yusuf Dursun TANRIVERDİ ile birlikte hazırlanmaya karar verdiklerini, Abdulkadir AYÇELİK isimli kişi tarafından, kendilerine Astsubaylık sınavında ve mülakatında yardımcı olacağını söylediğini,
///   Abdulkadir AYÇELİK tarafından, 2013 yılında,Malik isimli bir kişi ile tanıştırıldıklarını, Abdulkadir AYÇELİK tarafından, Afyonkarahisar, Kıvam Yurdunun önünden sizi Malik alacak diyerek yönlendirdiğini,
///   Yusuf Dursun TANRIVERDİ ile birlikte Kıvam Yurdunun önüne giderek, beyaz renkli bir araç ile gelen Malik ile buluştuklarını ve araca bindiklerinde arkadan kendilerini, Heçbek bir aracın kendilerini takip ettiğini, Malik isimli şahısın kendilerini öğrenci evine götürdüğünü, bu sırada arkadan takip eden şahısın da eve geldiğini beyan etmiştir. Öğrenci Evinde, boş bir odaya geçtiklerini, Malikin ayrılıp gittiğini, diğer takip eden şahısın odaya girerek, Sizlere Astsubaylık sınav sorularını vereceğim ama kimseye vermeyeceğinize ve soruları söylemeyeceğinize dair Kuran-ı Kerim e el basarak yemin ettirdikten sonra, Dizüstü bilgisayarı açarak, soruları okuyup, ezberlemek için 45 dk. Süre verdiğini, bu süreç içinde soruları ezberlediklerini,
///   2013 yılı Nisan ayı gibi, Afyon Kocatepe Üniversitesinde, Yusuf Dursun TANRIVERDİ ile birlikte Astsubaylık sınavına girdiğini ve sınavı kazandıklarını, sınavda kendilerine gösterilen sorularla bir kısmının aynı olduğunu belirtmiştir.2013 yılında Mülakat sınavını da kazandıklarını, Çay ilçesine gelen Yahya isimli kişinin, Yusuf ve kendisine, üzerinde telefon bulunan bir kağıt vererek, bu numarayı intibak eğitiminiz bittikten sonra ankesörlü telefondan arayın demesi üzerine, 15 Ağustos 2013 yılında Ankara Jandarma okulunda eğitime başladıklarını, İntibak eğitimi bittikten sonra, Yusuf Dursun TANRIVERDİ ile birlikte, ankesörlü telefondan verilen numarayı arayarak,Yahya isimli kişi ile görüştüklerini beyan etmiştir.
(Kamu, ÖSYS ve benzeri sınavlarda soruları hukuka aykırı yollarla ele geçirip, kendi mensuplarının sınavlarda başarılı olarak kamu kuramlarına ve etkin okullara girmesini sağlama, yöntemlerini amacına ulaşmak için kullandığı, Jandarma Genel Komutanlığına Sızma Girişimleri 2012-2013 yılı Jandarma Astsubaylık Sınavı Sorularının Çalınması)

 
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Neymiş bu fetöcüler 2 hafta önce

Şu fetöcülerin yediği herzeleri duydukça ürperiyoruz. Daha önceden de duymuştuk ama bu kadar geniş tafsilatlı anlatım, bu hain yapıyı çok iyi deşifre etmiş.