İşporta muhalefet ve parlamenter sistem

Serkan Fıçıcı

Partilerin 24 Haziran’daki milletvekili aday listeleri açıklandı. Siyasetin gündeminde doğal olarak bu var. AK Parti’de ve MHP’de aday gösterilmeyen tek bir ismin isyan bayrağı açtığına, memnuniyetsizliğini ifade ettiğine şahit olmadık. Muhalefet cenahında ise curcuna yaşanıyor. Sn. Bahçeli’nin muhalefete yakıştırdığı “Cümbüş İttifakı” isminin hakkını vermeye mi çalışıyorlar, bilemem. Ayrıca eğlencelerini bozmak istemem. Parti içinde çatışmaca, ayak kaydırmaca, misket yuvarlamaca, bisiklet şov gibi etkinliklerle seçmenin sempatisini kazanmaya çalışıyorlarsa diyecek lafım yok. Ama merak ettiğim bir şey var. Referandumda “Hayır” cephesi kuranlar bir hedef etrafında birleşmemişler miydi? Ya da bu hedefi hatırlayan kimse kaldı mı?

???

Daha dün gibi gözümüzün önünde… Referandumda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne “Hayır” diyen partiler ortak bir duyguda buluşmuşlardı. Onlara göre Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Türkiye’yi felakete sürükleyecekti. Tek adam rejimiyle demokrasi elden gidecekti. Ne pahasına olursa olsun Türkiye yeniden parlamenter sistemedöndürülmeliydi. Tek hedef buydu. Çünkü % 49 bu duyguda birleşmişti. Üzerine 2 puan koymak zor değildi.

???

24 Haziran, erken seçim tarihi olarak ilan edildikten sonra “Hayır” cephesindeki partiler ve siyasi aktörler arasında çok yoğun bir temas trafiği yaşandı. Yeniden parlamenter sistemiçin geniş mutabakat sağlanacak, AK Parti tabanından da oy alabileceği varsayılan Abdullah Gül çatı aday yapılacaktı. Gül’ün herhangi bir partinin adayı olarak değil belki de 5 milyon imza toplanıp aday yapılmasıyla güç gösterilecek böylelikle psikolojik üstünlük muhalefet cephesine kayacaktı. Gül seçim manifestosunu açıklarken amaçlarının Türkiye’yi en kısa sürede parlamenter sisteme geri döndürmek olduğunu net şekilde ortaya koyacak, bunun için öngördükleri takvim ile yol haritasını seslendirecekti. Sadece Türkiye’deki değil, dünyadaki büyük ajanslar devreye sokulacak, sosyal medya etkin kullanılacak, bugüne kadar görülmemiş propaganda yöntemleriyle estirilecek rüzgar fırtınaya dönüşecek önüne kattığı ne varsa alıp sürükleyecekti. Dış destek zaten cepteydi.

???

Mühendislik harikası bu plan 1 hafta içinde çöp olunca ortada ne “Hayır” cephesi kaldı ne de “Türkiye’yi hızlıca parlamenter sisteme döndürme” hedefi… CHP adayı Muharrem İnce şimdi yüzlerce milyarlık vaatler zinciriyle çıkıyor seçmenin karşısına ve başkan olursa yetkilerini sonuna kadar kullanacağını söylüyor. Meral Akşener ondan geri kalır mı? Muharrem Bey ne veriyorsa bir fazlası da ondan… Temel Karamollaoğlu ise CHP’nin “yaptırtmam ettirtmem” doktrini uyarınca “Sivas’a hızlı tren gelmesin” diye mücadele ediyor. Türkiye’yi ne kadar bir süre zarfında, hangi yöntemle, en hızlı şekilde parlamenter sisteme döndüreceğini açık, net ve kararlı biçimde ortaya koyan kimse yok. 24 Haziran’da seçimler nasıl sonuçlanır bilemem. Ama seçimi “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”nin kazandığı kesin. Muhalefet “Parlamenter Sistem” iddiasından vazgeçtiğini her tavrıyla gözümüze soktuğu sürece aksini kim söyleyebilir?

???

Şimdi eğer seçmene biraz olsun saygıları varsa, CHP, İP, SP ve HDP’nin orta yere çıkıp “Biz parlamenter sistem iddiamızdan vazgeçtik, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi uyarınca siyaset yapacağız, bugüne kadar verdiğimiz rahatsızlıktan ötürü de özür dileriz” demeleri gerekmiyor mu? Çıksınlar ve mertçe “ baylar, bayanlar şu elimizde görmüş olduğunuz parlamenter sistem var ya alıcı çıkmayınca elimizde patladı” desinler, söz “İŞPORTA MUHALEFET” filan demem, kimseye de dedirtmem.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.