12.06.2021, 15:36

İflah Olmaz Boş Vermişliğimiz

İflah Olmaz Boş Vermişliğimiz

İnsan aslında her daim kendini arar. Yani ne olduğunu, nereden geldiğini ve nereye gittiğini sorgular. Aramaktan kasıt birazda kendi benliğine bir yolculuktur. Bundan dolayı insan kendisini tanımadan bir başkasını asla tanıyamaz. Ve bu nedenle kendimizi tanımadığımızdan hep eksik yaşarız hayatı. Eksik bir biçimde de hayatımız son bulur.

Kendini bilmeden yaşadığın bir ömrün biter.

İnsanoğlunun ekserisi hayatı gündelik koşuşturmacaların içine hapsetmiştir. Bu gündelik koşuşturmadan sıyrılanlar ise sanırım oldukça azdır. Hayatı gündelik koşuşturmaya sıkıştırmamak için kendimce yaptığım eylem planlarım olsa da uygulamada maalesef çok başarılı olduğum söylenemez.

Bir kitaba başladığımda onun içinde kaybolmak mesela bu eylem planlarımdan birisi.

Yani soyutlanmak...

Bunun içinde okuduğum bir kitabı almadan önce elime kalemi alıyorum. Kitapta ilgimi çeken yerleri çiziyor ve yanına yorum ekliyorum. Şu an Filibeli Ahmet Hilmi Efendi'nin Amak-ı Hayal'ini okuduğum için yorum eklemem pek mümkün değil. Çünkü kitap baştan aşağı Osmanlıca. Ben de bir elimde lügat bir elimde kitap öyle okuyorum. Anlamını bilmediğim yerleri çizerek ve yanlarına anlamlarını yazarak ilerliyorum...

Ah zaman!...

İşte zamanın yetmediği bir nokta. İnsan istiyor ki dünyada okunmadık kitap bırakmayayım. Ama mümkün değil...

Bir de şöyle bir şey var...

Aslında dünyada söylenmedik hiçbir şey yok. Okuduklarımız çok önceden söylenmiş bir şeyin takla attırılmış bir versiyonu. Bu nedenle "aa bunu ilk ben düşündüm" gibi düşünceler içine lütfen girmeyin.

Benim böyle bir dönemim olmuştu. Dışarıdan çok bilmiş ve ukala göründüğümü sonradan anladım.

Hayatın çok yavan ilerlediği şu pandemi günlerinde kitapları birinci sığınak olarak gören insan sayısının çoğaldığına eminim.

Ya hiç kitap okumayanlar...

Gerçekten sokağa çıkma kısıtlamalarının olduğu, iş yaşamının bir nebze durduğu bu nedenle boş vaktimizin geçmişe nazaran biraz daha arttığı şu dönemde, şu fırsat günlerinde televizyon karşısında pinekleyenler, bugünleri dinlenme fırsatı olarak görüp yataktan çıkmayanlar, yani şöyle bir baksanıza 1.5 yılı ıskalamışsınız. Kendinizi geliştirmemiş, başka bir insanın hayalleri içinde gezinmemiş, size yabancı olan bir fikri öğrenmemiş olmanız çok acı değil mi?

Bir kez geldiğimiz şu dünyada yaşamı ev-iş arasında mekik dokumak zannediyorsanız gerçekten fena yanılıyorsunuz. Soruyorsun amcaya; "Nasılsın?" "Geldik, gidiyoruz işte..." Evet geldik gidiyoruz ama heybemizi neyle doldurduk? Nereden ne aldık, nereye ne sattık?

Öyle bir boşvermişliğimiz var ki sorma gitsin cinsinden. Merakımız yok. Hem de hiçbir şeye. Merakla ilgili atasözlerimiz zaten akla zarar. Halbuki merak başta felsefe olmak üzere tüm bilimlerin başlangıç noktası. Peygamberimiz şöyle dua etmiyor mu? "Rabbim merakımı arttır"... Bir yerde "şaşkınlığımı arttır" diye de geçer ama merak ve şaşkınlık kardeştir zaten. İnsanoğlu almış olduğu nefesi merak etmese oksijenin kimyasal formülünü bilemezdik mesela. Bir su damlasından dünyaya gelen bir bebeğin önce emeklemesi, sonra koşması, sonra düşünmesi ve sonra İzafiyet teorisiyle ortaya çıkması mesela. Yani buna şaşmıyorsan daha neye şaşacaksın ki!

Kitapla başlayıp, boş vermişliğimizle son bulan bir yazı oldu.

Kitapta bizim en çok boş vermişliklerimizden birisidir. Öylece başucumuzda durur ve çok uykulu olduğumuz günlere denk gelir hep. Boş verip okumayız.

Hayatımızı kurtaracak şey belki başımızın ucunda, kapımızın eşiğinde, koltuğumuzun kenarındadır ama boş veririz.

İşte bizim iflah olmaz boş vermişliğimiz böyledir.

Yorumlar (0)
22
kapalı
Günün Anketi Tümü
Afyonkarahisar'a raylı sistem yapılmalı mı?
Afyonkarahisar'a raylı sistem yapılmalı mı?
Namaz Vakti 25 Temmuz 2021
İmsak 04:03
Güneş 05:45
Öğle 13:09
İkindi 17:02
Akşam 20:24
Yatsı 21:58