08.10.2020, 18:37

Dinarlılar Eski Yılları Arıyor

Dinarlılar Eski Yılları Arıyor

Eski yıllarda Dinar’da yaşamış bu gün başka şehirlere göç etmiş insanlarımızı geriye getirip burada bu gün yaşananları gösterseniz ne derlerdi acaba çok merak ediyorum? Eski Görgü kuralları, güzellikler uygarlıklar bu memleketten korkup kaçmış mı? Derlerdi. Gelenekleri, kültürü, sevgisi, saygısı hiç bir adım ilerlememiş,hatta var olanlar bile kaybolmuş yok olmuş. Onların yerini hoş olmayan uyduruk adetler, çirkin görüntülü hareketlere bırakmış. İçerde yaşayanlar belki bunların farkında değiller , tamamını göremiyor fakat eski yıllarda burada yaşamış olanlar ,arada birde olsa gelip gidenler hemen farkına varıyor ve Dinar’da yaşanan O güzellikleri arıyorlar.

Dinar’da yaşayan orta yaş ve yaşlılara sorarsanız “ Dinar’da eski günleri arıyor musunuz”? Diye hiç birisi hayır demez. Düğünlerinden nikâhına, siyasetinden sportif faaliyetlerine, dinlenmek için gittiğimiz parklarımızdan ticari hayatımız, trafik ve yaya kaldırımlarımıza kadar hepsi sinir bozucu hal, hareketlerle dolu. Yaz aylarında cadde ve sokakları kapatarak yapılan müzikli düğün ve eğlencelerin gecenin geç saatlerine kadar insanımızı rahatsız ettiği, Ezan ve namaz saatlerinde Hoparlörden gelen hiç olmazsa sesi kısmaları gerekirken aldırış etmeyen sorumsuzlar. Yine bazı düğünlerde güpegündüz şehrin merkezi yerinde silahların atıldığını görerek, duyarak kahroluyoruz. Yokmudur bunlara dur diyecek bir saygın memleketin eşrafı veya yetkilileri.

Trafik keşmekeş, sürücüler ise trafik kurallarına hiç ama hiç uyduğu yok. Tali yollardan aniden önünüze çıkanlar ve lambasız Dörtyol kavşaklarında trafik kaidelerini hiçe sayıp son sürat arabanızı silme geçenler, özellikle bazı kişiler tarafından araçlarının susturucusunu boşaltıp bangır bangır bağırttıkları bu araçları hiç mi duyan gören yok? . 10ila 15 yaşlarında çocukların direksiyon başlarında tehlike saçıyor, Aklı başında sorumsuz sürücülerin şehrin en işlek yerinde ve yolun tam ortasına arabasını park ederek hemde kitleyip gidenler, park yapılmaması ve yolun devamlı açık kalması icap eden ulu cami önündeki yolun devamlı olarak trafik keşmekeşliğinin yaşandığı, trafik polislerine yapılan şikâyetlere rağmen bırakın araçları, yayaların bile geçemediği bu yola bir çözüm bulunmaması, yine bu yolun doğu kısmındaki hal caddesinin kaldırımları tüm esnaf tarafından işgal edilmiş kaldırımdan yola taşan mallarla dolu, bırakın yürümeyi kaldırımlarda ayak basacak yer yok. Satışa arz edilen halılar,kilimler,bisikletler,giyecekler,oyuncaklar ne ararsanız mevcut fakat yaya kaldırım kaybolmuş,yine yaya kaldırımlara park etmiş taksiler,kamyonlar hatta römorklu traktörler bile var.İlğili Memurlar neden yaşananları görmezler illaki şikayet edip dürtmek mi lazım.

İlçede malum çoğunluk deprem evlerinde ikamet etmektedir. Müstakil bahçeli evlere alışmış olan İlçe sakinleriyle kırsal alandan gelen mesleği çiftçi,besici olanlar için biraz daha zahmetli apartman daireleri ,zorunlu olarak yaşamak mecburiyetinde olan kültür düzeyleri,maddi durumları, görüş açıları değişik kat sahipleri komşuluk ilişkilerini tam manasıyla oluşturamamışlar . Dört katlı ve on altı daireden oluşan apartmanlarda dirayetli yönetim ,yönetici olmadığı için müşterek alanlarda kullanılan elektrik ,temizlikçi ücreti sorun olmakta bu işler için aidat toplanamamakta birkaçı aidatları ödemedikleri içinde sık sık münakaşalar,küslükler ,geçimsizlikler hala devam etmektedir.Müşterek kullanılması gerekli bahçeye kimseye sormadan ekip dikenler,kulübe yapanlar,apartmanda kaçak ve plansız ,ruhsatsız pencere açanlar,tadilat yapanlar çoğunluktadır. Sakın ha, yanılıpta “ kime sordun kardeşim?,neden yapıyorsun bunu “ Dediğin anda kavga hazır. Adam müşterek apartmana ait yeri kendi tapulu mülkü sanıyor.

ŞİMDİ YARIM ASIR GERİYE GİDERSEK; hatta daha eskilere Dinar hiçte böyle değildi. O yıllarda okuma oranı şimdiye göre daha az,görgü kurallarını öğretici TV programları yok, fakat aile denen bir küçük toplum vardı , her güzel şeyler evde öğretiliyordu hemde çok küçük yaşlarda.Santral park başta olmak üzere masalar hep ailelerle dolar kimse kimsenin masasını rahatsız edecek şekilde bakmaz huzur içerisinde yemekler yenir tatlı sohbetler edilirdi.Düğünlere özellikle balolara takım elbise kravatsız gidilmez dans etsin ,etmesin giyim kuşama dikkat edilir görgü kuralları içerisinde hareket edilir,düğün salonunun pisti şimdiki gibi çocukların koşmacı oynadıkları ,bağırıp rahatsız ettikleri yer değil, ciddi dans ederek düğüne ahenk katan çiftlerle dolardı. Mini etekli kızlar şehrin işlek caddelerinde gezerken kimse dönüp bakmaz, rahatsız etmezdi. Her sene spor kulübü yararına üç beş kez eğlence ,balo tertip edilir yakın İl ve İlçelerden bile gelenler olurdu.Günün koşullarına göre moda olan giysiler ,saçını yaptırmış bayanlar yanı sıra eşarp ile başını örtmüş olanlarda aynı masada oturur ortama uyum sağlarlar,olgun yaşını başını almış kişiler bile içtikleri sigarayı avucunda saklar ,mahallede bir cenaze olsa radyo ve televizyonlar açılmaz büyüklere saygı,küçüklere sevgi ve şefkat komşuluklar ön planda tutulurdu.

Şimdi ise birbirimize selam vermekten ,hayırlı günler, demekten korkar olduk.Hal ve hatır sormuyoruz,hele özür dilemek hiç yok . Hayvanları bile incitmekten korkan insanlarımız nasıl eşinin ,dostunun,arkadaşının ,hemşerisinin,komşusunun kalbini kıracak kadar merhametsiz toplum haline geldi.İnsan kendisinden başkasını sevmiyorsa, kendisinden başkasına sevgi göstermesi de mümkün değildir.Apartman içinde komşuların birbirlerine sevgi ,saygısı yoksa o binada, o ortamda yaşayan insanlar arasında birbirine karşı selamsız, sabahsız ,Bayramından seyranından ,düğününden, ölüsünden,dirisinden haberi olmayan birbirine tamamen habersiz bir ilişki doğar ki , kişiler daha çok yalnız, kindar sevgi ve saygıdan iyice uzaklaşmış olurlar. Sevgi, saygı ve hoş görü hayatı hayat yapan, insanı insan yapan hoş duygulardır. Olaylar karşısında bile alttan almak,şefkat , güler yüzle yaklaşmak bizi bulutlara yükseltip yüce Allahı da hoşnut edecektir. Unutmıyalımki üç günlük ömrümüzde Azrail her an hepimizin peşinde olduğunu sakın unutmayalım. Ne mutlu dünyada hiç karşılık beklemeden canı gönülden insanların yardımına koşanlara, güler yüzlü ve selamlaşmayı kendisine görev sayıp sevgi, saygı ve şefkat insanı olanlara. Hoşa gitmeyen, sevilmeyen hata ve yasakları tekrar etmeden eski günlerdeki iyi ve güzel günleri yaşamak dileğiyle hoşça kalın.

SAYGILARIMLA.

Lozan Atılay Sarıoğlu

0532 667 57 01

Yorumlar (0)
13
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Afyonkarahisar'a raylı sistem yapılmalı mı?
Afyonkarahisar'a raylı sistem yapılmalı mı?
Namaz Vakti 24 Ekim 2020
İmsak 05:47
Güneş 07:09
Öğle 12:47
İkindi 15:46
Akşam 18:15
Yatsı 19:32