04.11.2020, 15:32

Bu Depremlerden Ders Alıyor muyuz?

Bu Depremlerden Ders Alıyor muyuz?

Ülkemizde çok sık görülen depremlerde çoğunlukla binalar yıkılmakta içerisinde bulunan insanlarımız hayatlarını kaybetmekte, yüzlerce yaralı ve sakat bırakmaktadır. Her deprem sonrası başta siyasilerimiz kocaman laflar edip ölenlere rahmet, yaralı olanlara acil şifalar diler. Fakat hiçbir zaman yeni bir felaketin önlenmesi için tedbirlerden, çürük binaların tespit edilerek yıkılıp depreme dayanıklı sağlam binaların yapılmasından ve deprem anında toplanılacak alanların açılmasından hiç bahsetmezler. İki profesör çıkar televizyonda aynı uyarıları yapar iş biter, unutulur gider.

Dinar, deprem açılarını en çok yaşayan şehirlerden birisidir. Yakın tarihimizde 1971 yılı Burdur depremi şehrimizde de büyük sarsıntılar yaşattı ve yıkılan, hasar gören binalar oldu.1995 yılı ekim ayının birinci günü ikindi vakti yaşanan deprem de bir felaket yaşandı ve binlerce bina yıkıldı, yüzden fazla insanımız hayatını kaybetti, yüzlerce vatandaşımız yaralandı ve birçok hemşerimiz de sakat kaldılar. Bu yaşanan felaketleri ALLAH BİR DAHA GÖSTERMESİN. 17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen gölcük depremini de ülke olarak yaşadık. Depremlerden hemen sonra profesörler aynı uyarıları yaptılar fakat ne yöneticilerimiz nede halkımız tedbirleri hep göz ardı etti, ders almadık.

Merhum Başbakan Bülent Ecevit Bir deprem karşısında devletin elinde kaynak bulunsun diye deprem vergisi kanunu çıkararak çürük binalardan kurtulmak için KENSEL DÖNÜŞÜM ve vatandaşın kendi binası için de bir sigorta ettirme yasalarını çıkarmıştı. Bu paralar da yirmi yıldan fazla devletin elinde, yazılı basında okuduğumuza göre kırk milyardan fazla para toplanmış. Fakat iktidara gelen AK partisi döneminde bu paralar amacı dışında savrulduğu için bir lirası kalmadı. Ülke de mağdur oldu ve kentsel dönüşümü bekleyen vatandaş bir tarafa itildi, müteahhitler verilen sözü tutmadı kentsel dönüşüm de “kentsel getirim paylaşımına ” döndü yıkılan binalar yerine de yüksek yüksek kaçak kucak binalar dikildi. Büyük şehirlerimizde yirmi yılda yükselen 20,30 katlı gökdelenler özellikle İstanbul da güzelim manzaraları kapattı, siluetleri yok etti attı. Bunların depremlere ne kadar dayanıklı olup olmadığını da Allah bilir. Bir deprem anında toplanma yeri diye bir alan kalmadı her yer beton çürük binalarla doldu.

İzmir ve çevresinde meydana gelen 6,6’lık depremde yine çok açılar yaşadık yüzden fazla ölen ve bin’den fazla yaralı vatandaşımız var. Depremden yaklaşık on apartman yıkıldı, yıkılan bina enkazlarında fedakârca çalışan kurtarma ekipleri depremden 4-5 gün geçtiği halde sağ veyahut yaralı olarak insanlarımızın kurtarılma görüntülerini televizyondan canlı canlı vermeleri gözlerimizi yaşarttı bizlere duygusal anlar yaşattılar. Öldürmeyen Allah Öldürmüyor, Örneğin; aradan geçen 58 saat sonra enkaz altında kalan 14 yaşındaki kızımız İdil şirin titiz bir çalışma sonunda sıkıştığı yerden kurtarıldı. Daha Üç yaşındaki minik Elif 65 saat sonra enkazın altından yaralı olarak kurtarıldı. Enkaz altında uzun süredir hareketsiz kaldığı için yoğun bakıma alınmış olan küçük Elif o haliyle el sallayarak kurtuluşun sevincini yaşadı ve depremden tam 91 saat sonra bir mucize gerçekleşti. 4 yaşındaki Ayda gezgin sağlıklı olarak kurtarıldı. Fakat Ayda’nın annesinin de enkaz altında olduğu belirtildi.

Genelde ülkemizin yedi bölgesinde de sık depremler yaşanmaktadır. Durum böyle olduğu halde ne Belediyelerimizde, ne sivil toplum örgütlerinde, ne okullarda ne de doğru dürüst hükümet tarafından alınmış bir DEPREM ÖNLEMİ VEYA TATBİKAT YAPILDIĞINI MAALESEF GÖREMEDİK. Dinar 1995 depreminden sonra yapılan Apartmanların çatı katlarında bir gecekondu gibi çoğunluğu kaçak olduğunu tahmin ettiğim iki veya üç tarafı açık kulübeler görmeye başladık. Ne işe yaracak, neden yapılmış olduğunu sorduğumuzda kimisi kiler diyor,kimisi asansör boşluğu,bazıları da herkes gibi bizde yaptık diye cevap veriyorlar. Diğer taraftan 4 katlı 16 daireden oluşan depremden sonra evi yıkılan vatandaşlara verilen deprem apartmanlarının çoğunda komşusu mülk sahibine sorulmadan, duvara pencere açanlar, balkon çıkanlar, Arka ve ön cephelerine uyduruk oda yapanlara DUR diyen bir merci, yetkili maalesef yok.

Bu yapılan kaçak katlar, uyduruk eklemeler bu apartmanlara zarar verir mi? ,bir deprem anında binanın yıkılmasına sebep olur mu? Diye düşünen yok maalesef. Peki, bir yetkili makamda mı yok? Merak ediyoruz. Daha sonra bir felaket doğal afetlerde yıkılmalar, göçmeler yaralanmalar ve ölümler olunca da eyvah diye feryat, figan ediyoruz. Başta müteahhitler olmak üzere Mülküne bir metrekare fazla yer kazanacağım, ucuza mal edeceğim diye kamu malına ait arsaya tecavüz edersen, ucuza mal etmek için çimento ve malzemeleri eksik kullanırsan sonra büyük felaketlere uğrarsın. İnsanı Depremler öldürmüyor, eksik ve kötü malzeme kullanılmış olan binalar yıkıldığından ölüyorlar. Artık bunu bilmemiz gerekir.

SAYGILARIMLA. 0532 667 57 01

Yorumlar (0)
kapalı
Günün Anketi Tümü
Afyonkarahisar'a raylı sistem yapılmalı mı?
Afyonkarahisar'a raylı sistem yapılmalı mı?
Namaz Vakti 27 Ocak 2021
İmsak 06:36
Güneş 08:01
Öğle 13:16
İkindi 15:56
Akşam 18:20
Yatsı 19:40