Bilinmeyenler..

Bilinmeyenleri bilmeyenlere anlatalım:

Haraç, gayri meşru iş yapandan alınır..

Adamın imarla bitecek bir işi vardır, bitirmek için alınan para haraçtır..

Seracının işine zorluk çıkarırsın, halletmek için aldığın para haraçtır..

Tarlayı, kitabına uydurup arsaya çevirmek için alınan para haraçtır..

İşletmenin borcunu leblebiciye ödettirmek, haraç kesmektir..

Ağırlama giderlerini fatura kesene yüklemek, haraç kesmektir..

Olmayan şeyi varmış gibi almak, sahtekarlıktır..

Ödenen paradan pay almak haraçtır..

Dini, inancı öne çıkarıp arkasına saklanmak şerefsizliktir..

Hırsızlığın biri bini de, aynıdır..

Yolsuzluk yapana göz yummak, ona ortak olmaktır..

İşletmenin kasasından, şahsi çıkarlar için yapılan harcamalar haramdır..

Hesabını veremeyecek şekilde sahip olduğun değerleri başkalarının üzerine yapmak, kanundan kaçmaktır..

Beş yıl önce asgari ücretle çalışanın yalınayağın, bugün 500 bin liralık daire, araba, iş malzemeleri sahibi olması, o şahsa gebelikten dolayı ödenen haraçtan başka nedir?

Sosyal birliktelik için toplanan milyon milyon liraların hesabının verilememesi, hırsızlık değilse nedir?

Fetö’cülerle iş tuttuğu halde, onu bunu fetö’cü diye karalamak, şerefsizlik değilse nedir?

Sözüne inanarak devir edilen bir değerin parasını inkar edip ödememek gaspçılık değilse nedir?

Düzenlerle birilerine çıkar sağlamak, ondan pay almak hırsızlık değil midir?

Asgari ücretle çalışan birinin bugün milyonluk mal varlığına sahip olmasını sağlamak, onunla ortak olduğunun işareti değil midir? Bu yapılan hırsızlık değilse nedir?

**

Öküzü hamutla götürenler üvendere ile dürtülmekten anlamıyorlar..

Utanmadan, arlanmadan sırmalı dişleriyle sırıtarak trene bakar gibi bakıyorlar..

**

Bal teknesi..

Başkanın biri “Ben işimin başındayım, arı gibi çalışıyorum” demiş…

Vay… Bu sefer de arı olmuşsun be başkan...

Yani, bal yapıyorsun…

Dar bir kadro, 3-5 arı ile..

Nasıl yaptın, nasıl becerdin?

Pes valla…

Senin pek becerikli olduğun söylenirdi ama “arı olur, bal bile yapar” dediklerini duymamıştım…

Koca profesörler 60 yıl aralıksız çalışıp, arıların çiçekleri nasıl tanıdıklarını, nasıl polen topladıklarını, o tadı her seferinde nasıl tutturduklarını daha yeni keşfettiler…

Sen?..

Meşhur çiftliğinde, biraz mısır şurubu, biraz enzim, biraz esans...

Birkaç leğen, cam şişe kavanozlar...

Karıştırdın, oldu mu sana bal!..

Aşçı, et kafa ile kasetçi de, tadımcı..

Ekmeğe önce kaymak, üstüne bolca bal sürüp afiyetle yediklerine göre, demek ki senin sahte balın kusursuz demektir..

Bal teknesinin ucundan onlar tuttuğuna göre, “Bal tutan da, parmağını yalarmış”

Ki, nasıl bal yapıyorsan yala yala bitiremiyorlar..

Ballı kaymak..

Başkan efendi.. Son dönemde arı beyi olduğun söyleniyor..

Demek ki, etrafındaki arılar sana çalışıyor..

Seni gidi, seni…

Kanatsız da uçarsın gari… Vız, vız da, vız...

Piyasada sahte doktor, sahte zabıta, sahte maliyeci, naylon müteahhit, naylon fatura olduğunu hep duyardım...

Ancak arı adam olup, sahte bal yapanı hiç duymamıştım…

Çiçeksiz!..

**

Dediler ki: aşçı, et kafa, kasetçi balı kaşıkla değil, kepçeyle götürüyorlar…

Afiyet ossun.. Yarasın..

E gari Pazar büyüdü, bal satacaksın, gezen tavuk yumurtası satacaksın, ne kaldı cazip olan?

Kasetçiyle birlikte olan 1000 koyundan epey süt çıkar..

Mandıra kurmalısın mandıra..

Özel ambalajlara konulmuş koyun peyniri, koyun yoğurdu yapmalısın..

Slogan; üreticiden tüketiciye..

Markasını da; 3Me’ler koyarsın..

Hayırlı işler.. Bol kazançlar..

Helal olsun sana başkan, selametle..

**

Hayırlı günler..