BAŞKANLIK SİSTEMİ OLUR MU?

Tartışmanın doğru bir zeminde yapılabilmesi için öncelikle bazı hususların belirtilmesi gerektiği kanaatindeyim.
Üniter devlet, federal devlet ve konfederasyon farklı devlet modellerine işaret eder. Parlamenter sistem, yarı-başkanlık sistemi ve başkanlık sistemi farklı yönetim biçimine işaret eder. Ve bunların hiçbirisi bir diğerinin gerektiricisi, olmazsa olmazı değildir.
Şunu demek istiyorum; “sıkça söylendiği gibi ‘Başkanlık ya da yarı başkanlık sistemi’ federal (eyaletlerden oluşan) devletler de uygulanan sistemlerdir, üniter devletlerse parlamenter sistem uygularlar” fikir yürütmesi tamamen yanlıştır.
Uygulamalar da, böyle olmadığı açıkça görülmektedir. Bu sistemlerin tarihi gelişimi de buna dair örnekleri önümüze koymaktadır.
Yukarıda ki önermeyi sık sık ifade edenler, bunu yanlış bilmekten dolayı yapmıyorlarsa; milleti yanıltmaya ve aldatmaya çalışıyorlar demektir.
Mesela; üniter devlet denildiği zaman ilk akla gelen ülke Fransa’dır. Avrupa’da ulusal birliğini ilk tesis eden devlettir. Avrupa devletlerinin bir çoğu milli birliklerini çok sonra tesis edebilmiştir.
Fransa bugün ‘yarı-başkanlık’ sistemiyle yönetilmektedir. 1958’de De Gaulle’in yeniden aday olması istenir. Ülkenin iç savaş tehdidi altında olması ve De Gaulle’in Cumhurbaşkanı yetkilerinin artırılması talebiyle anayasal değişikliğe gidilir. Böylece yarı-başkanlık sistemine geçilir.
Parlamenter sistem deyince akla gelen ülke ise İngiltere’dir. Diğer adıyla ‘Birleşik Krallık’ (United Kingdom); dört devletten oluşur: Galler, İngiltere, İskoçya ve Kuzey İrlanda.
İngiltere’de ki parlamenter sistem kendine özgü bazı farklılıklar içerir. İlk ortaya çıkışından sonra Başbakanlık makamının oluşumu, İngiliz olmayan Hannover hanedanından İngilizce bilmeyen Almanların tahta çıkmasıyla olur. Bu ilginç olayı da bir başka yazıda özetlemeyi düşünüyorum.
Parlamenter sisteme bir diğer örnekte, Almanya’dır. Bildiğiniz gibi komünist blok çökmeden önce Almanya’nın Batı tarafına Federal Almanya denirdi. Bu isimden de anlaşılacağı gibi Almanya federal bir devlettir. Ama parlamenter sistemle yönetilir.
Bu örnekler çoğaltılabilir, farklı karşılaştırmalar da bulunulabilir.
Bence, en önemli nokta tüm bu sistemlerin devletlerin kendi tarihi seyirleri içerisinde oluştuğudur. Aynı yönetim sistemiyle adlandırılsalar dahi, tarihi farklılıklarından ötürü, uygulama da farklılıkların görüldüğüdür.
Bu da, neden ‘Türk tipi Başkanlık Sistemi’ denildiğine işaret etmektedir.
Bu sistemlerin hiçbirisi, saf teorik haliyle uygulanmamaktadır. Ülkelerin ihtiyaçları ve tarihi gelişim süreçleri farklı uygulama biçimlerini ortaya çıkarmıştır.
Önemli olan; o ülkenin istikrarı, gelişimi ve refahı için gerektiği zaman gerekli değişiklikleri yapabilmektir.
Geçmişte de, birçok siyasi lider ve parti bu tarz değişiklikler önermiştir. Özellikle ‘Başkanlık Sistemi’ bu anlamda yakın siyasi hayatımız da Ak Parti öncesinde de sıklıkla dile getirilmiştir.
TBMM’de muhalefette ki siyasi partilerin bunu aynı masa etrafında konuşmaya dahi yanaşmamaları, tamamen siyasi endişelerinden kaynaklanmaktadır.
Özellikle CHP çok partili siyasi hayata geçişten (adil seçim 1950’den beri), tek başına iktidarı milletin oylarıyla alamamaktadır. En azından mevcut sistem de zaman zaman koalisyon ortağı olabilmeyi de, sanki geleceğe dair tek beklentisi görmektedir.
10.Ağustos.2014’teki, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday gösterme şekilleri de bunu ortaya koymuştur.
Eğer hal böyle ise bu CHP’nin problemidir. Kendi meseleleriyle milletin önünü kesmeye, hakları yoktur.
Sivil bir anayasa ve Başkanlık sistemi Türkiye için elzemdir. Bunun demokrasi içerisinde mekanizmaları da bellidir. Türlü bahane ve kurnazlıklarla milletin önüne bu tercihlerin çıkartılmasına mani olmak, siyasetle bağdaşmaz.
En doğru tercihi millet yapacaktır. Muhalefet partileri milletin tercihinden korkmasınlar…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.