Arslan, “Mesele sistem ve zihniyet meselesidir”

Saadet Partisi Afyonkarahisar Merkez İlçe Başkanı Orhan

Arslan, “Mesele sistem ve zihniyet meselesidir”

Saadet Partisi Afyonkarahisar Merkez İlçe Başkanı Orhan

30 Haziran 2020 Salı 12:16
Arslan, “Mesele sistem ve zihniyet meselesidir”

Arslan, “Mesele sistem ve zihniyet meselesidir”

Saadet Partisi Afyonkarahisar Merkez İlçe Başkanı Orhan Aslan’ın haftalık basın toplantısında yaptığı açıklama:

“Kıymetli hemşehrilerim, hepinizi hürmetle selamlıyorum, Esselamüaleyküm.

Yeni haftanın ülkemize ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Pençe-Kaplan operasyonunda şehit olan kardeşimize Allah’tan rahmet diliyorum. Koronavirüs sebebiyle vefat eden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyor, hastalarımıza acil şifalar diliyorum. bu virüsün en kısa zamanda son bulmasını temenni ediyorum.

MUSİBETLERİN İLAHİ BİR İKAZ OLDUĞUNU UNUTMAYALIM.

Maalesef 2020 yılı bizleri üzen olaylarla başladı ve devam ediyor. Çığ düşmeleri, depremler, koronavirüs, zirai don olayları, dolu yağışı, seller… Elbette alınması gereken tedbirler var. Yapılması gerekenler var. Önceden yapılan hatalardan ders alınması var. Şüphesiz bunları konuşmak ve gereğini de yapmak gerekir. Ancak bütün bu hadiselerin sebeplerini konuşurken önemli bir noktayı gözden kaçırdığımızı düşünüyorum. Şöyle ki; bu olaylar hangi şekilde olursa olsun sonuç itibarı ile Allah’ın takdiridir ve Allah’ın izni ile gerçekleşmektedir. Hal böyle olunca bizim diğer soruların yanında şu soruyu da mutlaka sormamız gerekmektedir; Allah bu musibetleri neden veriyor? Sorulması gereken en önemli sorulardan bir tanesinin bu olduğunu düşünüyorum. Bu sorunun cevabını ise Kur’an’da buluyoruz. Cenabı Allah bir ayetinde mealen “insanların başlarına gelenler kendi yapıp ettiklerindendir. Kaldı ki pek çoğunu da Allah effeder” buyrulmaktadır. Bir başka ayette ise “ insanların yaptıklarından dolayı karada ve denizde düzen bozuldu. Belki akıllanırlar diye yaptıklarının bir kısmı onlara tattırıldı.” Buyrulmaktadır. Bu manada bir çok ayet vardır. Görüldüğü üzere başımıza gelen musibetlerde sorulması gereken en önemli soru ‘acaba biz Allah’a karşı hangi hataları yaptık?’ sorusu olmalıdır. Allah adaletle hükmetmeyi emrettiği halde biz adam kayırmaya devam ettik,

‘rüşvet alanda verende mel’undur’ denildiği halde biz rüşveti yaygınlaştırdık,

‘kamu malından bir kuruş bile çalan cehennemliktir’ denilmesine rağmen, ‘yolsuzluk hırsızlık değildir’ diyebildik,

‘faiz haramdır’ denildiği halde biz önce ‘faizsiz ekonomi olmaz’ dedik, ardından ‘kamu bankasından alınan kredi caizdir’ dedik. Yetmedi bir kesime hoş görünmek için bir yanımızla ‘İslam Finans Sistemine geçmeliyiz’ derken diğer taraftan güya kredi oranlarını düşürerek daha önce krediye bulaşmamış 920 bin insanınımızı krediye yani faize bulaştırdık. ( Bu noktadaki eleştirimiz kredi kullanan kardeşlerimizden daha çok yöneticilerimizin ve önderlerin bu konudaki açıklama ve düzenlemeleridir.).

‘içki haramdır’ dediği halde biz rakı fabrikalarının sayısını ve çeşitliliğini atrırdık,

‘kumar oynamayın’ dediği halde kumarı 24 saat canlı oynanabilir hale getirdik,

‘zinaya yaklaşmayın’ dediği halde zinayı suç olmaktan çıkarttık…

Allah’a isyan (emirlerini yerine getirmeme) noktasında belki de insanlık tarihi boyunca en ileri noktaya geldik. Allah ayette de bildirildiği üzere, akıllanmamız için hepimize bir ikaz, bir uyarı olarak musibetlerini göndermektedir. Olayların bu boyutunu aklımızdan çıkarmayarak bundan sonraki hayatımızı Allah’ın rızasına uygun yaşamaya çalışmalıyız. Unutmayalım ki İslam, dünya ve ahiret saadeti için tek kurtuluş yoludur.

İKTİDAR SINAVI GEÇEMEDİ ANCAK GENÇLERİMİZ BU SINAVLARI GEÇECEK İNŞAALLAH.

  1. konusunun siyaset üstü ve milli bir konu olduğunu hiç kimsenin unutmaması gerekir. Geçtiğimiz hafta sonu velilerin ve öğrencilerin, salgın hastalık bulaşma tehlikesinden dolayı yoğun şekilde, sınav ertelensin taleplerine rağmen LGS sınavı yapıldı ve bu sınava yaklaşık 1 milyon 800 bin öğrencimiz girdi. Yine, ilk önce 25-26 Temmuz’a ertelendiği duyurulan, daha sonra da ani bir kararla, 27-28 Haziran tarihlerine çekilen üniversite sınavına ise, bu hafta sonu yaklaşık 2,5 milyon gencimiz girdi. İktidar bu sınavları geçemedi ama inşallah geçlerimiz bu sınavları geçecek ve en hayırlı neticeleri alacaklardır. Açıklanacak sonuçların gençlerimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. İktidarın eğitimi devlet politikası ve maarif dava olarak görmesi gerekmektedir. Gençlerin geleceği üzerinden siyasi hesaplar yapılmamalıdır. Salgın sürecinde bu sınav tarihi kargaşası ile birlikte, Türkiye’deki eğitim sisteminin çağı ne derece yakaladığı ve nitelikli eğitime ulaşmada ne derece, fırsat eşitliği sağladığı yeniden gündeme gelmiştir.

ASRIN PROJESİ DİYE TANITILDI FİYASKO ÇIKTI

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından 2010 yılında asrın projesi olarak başlatılan ve milyarlarca lira harcanan ‘FATİH’ projesinin yanlış planlama ve yanlış yönetim anlayışı nedeniyle bir fiyaskoya dönüşmüştür. MEB tarafından 23 Mart itibarıyla başlatılan uzaktan eğitimde, kullanılacağı ifade edilen EBA’nın, etkin bir şekilde kullanılamaması ve yola 1980’li yılların uzaktan eğitim modeli, ‘Televizyon aracılığıyla Öğretim Uygulamaları’ ile devam edilmesi bunu açıkça ortaya koymaktadır. Genel manada eğitimde kalite ve başarı oranları düşmüş, fırsat eşitliği ortadan kalkmış hatta devlet, kendi okullarını ‘nitelikli-niteliksiz’ diye tanımlamak mecburiyetinde kalmıştır.”

MESELE SİSTEM VE ZİHNİYET MESELESİDİR

Eğitim sistemimizin içerisinde bulunduğu bu keşmekeş, reform adı altındaki politik ve günübirlik değişikliklerle giderilemez, giderilemiyor da, tablo ortada… Bu problemlerden çıkış, planlı, programlı ve sistemli bir eğitim seferberliği ile mümkündür. Mesele sistem ve zihniyet meselesidir, işi kavranış ve ele alış meselesidir. Eğitim sisteminde, ele alınması gereken daha köklü bir değişiklik ise, gençlerimizi geleceğin mesleklerine hazır hale getirecek şekilde, eğitimin şekillendirilmesidir. Artık, sadece teknolojiyi kullanan değil aynı zamanda teknolojiyi, her alanda tasarlayan, geliştiren, üreten ve üretilen teknolojiyi kullanabilen, insan gücünün yetiştirilmesi, ülkeler için zorunlu bir durum arz etmektedir. Önemli olan üniversite sayısını artırmak, üniversiteye giden öğrenci sayısını artırmak değil, nitelikli insan sayısını artırarak bu insanları üretimde değerlendirebilmektir. Üniversite ile gençlerimizi oyalamak ve verilen kredilerle onlardan gelir elde etmeyi düşünmek ülkemize yapılan en büyük kötülük olur.

Bütün olumsuzluklara rağmen gençlerimizin en iyi neticeleri alacaklarını ümit ediyor, açıklanacak sonuçların gençlerimize hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Saadet Partisi Afyonkarahisar Merkez İlçe Başkanı Orhan Arslan.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.