19 Kasım 2018 Pazartesi 17:32
Anlamlı güne, değerli eser

Anlamlı güne, değerli eser

MÜ’MİN NASIL OLMALI ? İSİMLİ KİTABIN TANITIMI YAPILDI

Afyonkarahisar Belediyesi kültürel yayınlarına olan desteğine yenilerini eklemeye devam ediyor. Belediyemizin 57’nci yayını olan ve Eğitimci- Yazar Muharrem Günay tarafından hazırlanan “Mü’min Nasıl Olmalı?” isimli kitap, Sevgili Peygamberimizin dünyaya teşrifleri dolayısıyla kutladığımız Mevlid Kandili’nde tanıtıldı.

Tanıtım konuşan Eğitimci- Yazar Muharrem Günay, İslam dünyasının sıkıntılı halinin en büyük sebebinin bilgisizlik ve cehalet olduğunu söyledi. Günay, “Bizler vaktiyle çok okuyan, çok araştıran bir millettik. Yeniden dünyayı keşfetmek, bilgi toplumu olmak, dünyaya Cenab-ı Hakkın adını hâkim kılmak, dünya barışına, ilme ve medeniyete olumlu katkıda bulunmak istiyorsak her şeyden önce okuyan, bilim ve teknoloji üreten, büyüğünü sayan, küçüğünü seven, milli, manevi ve ahlaki değerleri benimseyen, koruyan ve yetiştiren bir nesil yetiştirmek zorundayız. Bu kitabımızda bunları anlatmaya çalıştık. Sağolsun Belediye Başkanımız bundan önce de ‘Namazı İkame Etmek” adında bir kitabımızı bastı ve kısa sürede tükendi” dedi.

“BAŞKANIMIZ AFYON’UN SİYASİ TARİHİNE KÜLTÜREL HİZMETLERE EN ÇOK YER VEREN BİR BAŞKAN OLARAK GEÇECEK”

Kitabın yayınlanmasında emekleri olanları da unutmayan Eğitimci- Yazar Muharrem Günay “1994 yılının Mart ayında Kocatepe Gazetesinde yazı yazmaya başladım. Aramızdan şimdi ayrılmış olan ve her zaman ‘Ustam’ diye rahmetle yâd ettiğim Şükrü Küçükkurt Amcamdan çok şeyler öğrendik. Hem Gazetemizin Kurucusu İbrahim Küçükkurt ve hem Şükrü Küçürkurt’u, Recep Yaşayacak Amcayı, Çetin Özerdem’i, Mehmet Sadettin Aygen’i ve aramızdan ayrılan Afyonumuzun yazarlarını, ilim adamlarını rahmet, minnet ve şükranla anıyorum” dedi. Belediye Başkanı Burhanettin Çoban’ın Afyon’un siyasi tarihine en çok kitap basan, kültürel hizmetlere en çok yer veren bir başkan olarak geçeceğini söyleyen Eğitimci- Yazar Muharrem Günay; “Bu kitaplara vesile olanlardan Allah razı olsun. Başta Belediye Başkanımız Burhanettin Çoban olmak üzere Kültür ve Sosyal İşler Müdürümüz Emel Sarlık’a ve personeline ayrı ayrı teşekkür ediyorum.” diye konuştu.

“EHL-İ SÜNNET ÇİZGİSİNDE FAALİYETLERE İHTİYACIMIZ VAR”

Belediye Başkanı Burhanettin Çoban ise Sevgili Peygamberimizin dünyaya teşrifleri dolayısıyla kutladığımız Mevlid Kandili’nde böylesi anlamlı bir eseri Afyonkarahisarlılar’ın beğenisine sunmaktan büyük mutluluk duyduklarını söyledi. Eğitimci- Yazar Muharrem Günay’ın okullarımızda camilerimizde ve gazetelerin köşe yazılarında Yüce dinimiz İslam’ı ehl-i sünnet çizgisine uygun bir şekilde anlattığını söyleyen Başkan Çoban; “Kendisi bu uğurda çok güzel çalışmalar ortaya koydu. Bunlar elbette hemşehrilerimiz tarafından hayırla anılacaktır. Bu kitabıyla da Afyonkarahisar’ın yanı sıra ülkemize hatta İslam ülkelerine ulaşmış oldu. Bu kitabımız ehl-i sünnet anlayışına uygun bir şekilde dinimizin tavsiyelerini en güzel bir şekilde ortaya koyuyor. Dilediğimizi anlatacak böyle ehl-i sünnet çizgisinde faaliyetlere ihtiyacımız var. Muharrem Günay Hocamızda bunu en güzel şekilde kaleme aldı. Kendisini ve bu başarısında emeği olan ailesi, dostları ve çevresinden de Allah razı olsun. 57. yayınımız hayırlı olsun” dedi. Konuşmaların ardından Eğitimci- Yazar Muharrem Günay kaleme aldığı eseri, programa katılanlara imzalayarak takdim etti.

Mümin olabilmek

Öğretmen ve Yazar Muharrem Günay, “Mü’min Nasıl Olmalı” isimli kitabında bir Müslümanın nasıl yaşaması gerektiğine cevap arıyor.

Bir kul olarak; dünya hayatının bir sınav yeri olduğuna dikkat çekilen kitapta, sonsuz ahiret yaşamı için gerçek bir müminde bulunması gereken özellikler ile yaşamına yer veriliyor.

Kitabın arka kapağındaki özlü sözünde Yazar Muharrem Günay, “Biz, düştüğümüz yerden kalkmak, okumak, araştırmak, bilgi ve teknoloji üretmek; kaybetmiş olduğumuz milli, manevi ve ahlaki değerlerimize sahip çıkarak kendimizi ve dünyayı yeniden inşa etmek zorundayız.” diyor. Ve ekliyor. Bu kitap bu amaca hizmet etmek için yazılmıştır.

İnanç, iman, imanın şartları, Kur’an-ı Kerim, sünnet ve ahlak genel konularının işlendiği kitap, yoğun bir emek sonucu olarak hazırlanmış önemli bir çalışma olarak karşımıza çıkıyor. Eğitimci-Yazar Muharrem Günay’a bu özgün çalışmasından dolayı teşekkür ediyorum. Gönlüne ve emeğine sağlık diyorum.

Bu kitap çalışmasında görev alan değerli çalışanlarımız; Kültür ve Sosyal İşler Müdürü E. Emel Sarlık, Müdürlük çalışanları ile kitabımızı yayına hazırlayan Grafiker Ramazan Gölcük’e katkılarından dolayı teşekkür ediyorum.

Günümüzün en büyük sorunu olarak karşımıza çıkan insan eğitimi konusunda okuyucularına hizmet eden bu değerli kitabı istifade edecek herkese hediye ediyorum.

Selam ve saygılarımı sunuyorum.

Burhanettin ÇOBAN BELEDİYE BAŞKANI

SÖZBAŞI

RAHMAN VE RAHİM ALLAH ADIYLA...

İslâm, “teslim olma, kurtuluşa erme ve müsâleme” anlamlarına gelir ve bu üç mânası ile ifade ettiği dinin üç temel özelliğini anlatır. Bunlar içinde doğrudan ahlâkı ilgilendireni ise “müsâleme” anlamıdır. İslâm ile aynı kökten olan müsâleme, “çatışma ve zıtlaşmayı ortadan kaldırarak uyuşmak, barışmak, anlaşmak, birbirinden emin olmak, dostça münasebetler kurmak” demektir.

Yüce Allâh’ın güzel isimlerinden biri, barış anlamına gelen “selâm”dır. Kur’ân-ı Kerîm’de barış anlamına gelen “silm” ve “selâm” kelimelerine birçok ayet-i kerîmede yer verilmiş, barış İslamın temel esaslarından biri; İslâm dini de barış dini olarak sayılmıştır. Hal böyle olunca Müslüman, barışa giren insan demektir. Kur’an-ı kerime göre Yüce Allah, barış ve güven verendir. “O, öyle bir Allâh’tır ki, ondan başka hiçbir ilah yoktur. O, mülkün sahibidir, eksiklikten çok uzaktır, barış ve güven verendir.” (Haşr, 56/23)

Allah’ın en güzel isimlerinden birisi olan “El Mü’min”, dostlarını azaptan, kullarını zulümden emin kılan, güven veren demektir. Kendisine inanan ve iman edenlere kendi isimlerinden birisini veren Yüce Allah, Mü’minlerden kendilerine her konuda güvenilen insanlar olmalarını istemiştir. Sevgili Peygamberimiz:

“Vallahi Mü’min olamaz, vallahi Mü’min olamaz, vallahi Mü’min olamaz” buyurdular. Kendisine: “Ey Allah’ın Resulü, kim Mü’min olamaz?” diye soruldu: “Zulüm ve şerrinden komşusu güven içerisinde olmayan kimse” diye cevap verdiler.”

Sevgili Peygamberimiz Müslümanı, “Müslüman, Müslümanın elinden ve dilinden salim, selamette, barışta, güvende olduğu insandır.” şeklinde tarif etmiştir. Bir başka hadisi şerifte ise:

“Kişinin namazı, orucu sizi aldatmasın. Dileyen oruç tutar, dileyen namaz kılar. Fakat güvenilir olmayanın dini de olmaz.” buyurmuştur. Öyleyse kelime olarak Müslüman ve Mü’min, çevresine barış, huzur ve güven veren insan demektir. İslâm ile aynı kökten olan müsâleme, “çatışma ve zıtlaşmayı ortadan kaldırarak uyuşmak, anlaşmak, barışa girmek, birbirinden emin olmak, dostça münasebetler kurmak” demektir ve bu anlamıyla hilim kavramıyla aynı mânayı ifade eder. Buna göre İslâm’ı kabul eden kimse, cemiyetin diğer fertleri ile anlaşıp uyuşan, onlarla barış içinde yaşayan insandır. Nitekim, İslâm ile aynı kökten olan selâm kelimesi, Furkan sûresinin 63. âyetinde, İslâm’ın bir müsâleme (barış ve dostluk) dini olduğunu ifade edecek tarzda kullanılmıştır.

Ahlâkın İslâm dininde önemli bir yeri vardır. Peygamber Efendimiz Kur’an-ı Kerim’de güzel ahlâkı ile övülerek “İnneke lealâ hulugın azîm (Ey Muhammed) şüphesiz sen yüksek bir ahlâk üzeresin” buyrulmuştur. Peygamberimiz de; “Ben ancak yüksek ahlâkı tamamlamak için gönderildim.” demiştir. İslam ahlakının ana kaynağı Kur’an-ı Kerim’dir. Peygamberimizin ahlâk ve yaşayışı Hz. Aişe vâlidemize sorulduğu zaman, “Siz Kur’an okumuyor musunuz? Onun ahlâkı Kur’an’dı.” buyurarak bizleri Kur’an’a yönlendirmiştir. Peygamber Efendimiz de “Size iki emanet bırakıyorum. Bu emanetlerden birincisi Allah’ın kitabı Kur’an, ikincisi benim sünnetimdir. Bunlara sarıldıkça yolunuzu şaşırmazsınız.” buyurmuştur.

“SÜNNETSİZ ÜMMET OLMAZ.” gerçeğinden hareketle, hem yüce kitabımıza hem de âlemlere rahmet olarak gönderilmiş Efendimizin sünnetine sımsıkı sarılmalı ve Peygamber Efendimizin ve O’nun sevgili ashabının gittiği yol olan EHL-İ SÜNNET VEL CEMAAT anlayışından ayrılmamalıyız.

Bir kimse Peygamberimizin huzuruna gelerek:

“Yâ Resulullah! Din nedir? Bana öğret” dedi. Peygamberimiz: “Din güzel ahlaktır” diye cevap verdi. Bir başka hadislerinde ise “İslam güzel ahlaktır.” buyurdu.

Ebû Amr Süfyân İbni Abdullah es-Sekafî radıyallahu anh diyor ki;

“Yâ Resûlallah! Bana İslâm’ı öylesine tanıt ki, onu bir daha senden başkasına sorma ihtiyacı duymayayım.” dedim.

Resûlullah (s.a.v) “Allah’a inandım de, sonra da dosdoğru ol!” buyurdu.

Peygamber Efendimiz bu anlamlı ve zor isteği, “Allah’a inandım de, sonra dosdoğru ol.”diye iki cümle ile yerine getirmiştir.

İndirilen ilk ayetlerde oku diyen, okumaktan ve kalemden ve bilmekten söz eden yüce bir dinin mensuplarının 21. Yüzyılın başı itibarıyla okumaya, anlamaya, araştırmaya, bilime gereken önemi vermediği bir gerçektir. Bu günün böyle olması geleceğinde böyle olacağı anlamına gelmez. Bu millet gün gelecek tarihinde olduğu gibi yeniden okuyacak, yazacak, tefekkür edecek; bilime ve teknolojiye gereken önemi verecektir. Unutmayalım ki İlim Mü’minin kaybolmuş malıdır. Nerede bulursa alır.Bize göre İslâm dünyasının en büyük problemi, ahlâki değerlerimizden uzaklaşmak, bilgisizlik ve cehalettir. İslam’a göre bir Mü’min bildiği işi yapmalı ve yaptığı işi de iyi bilmelidir. İslâm’a göre ilim ve hikmet Mü’minin yitik malıdır; Mü’min, yerine ve söyleyene bakmaksızın onu nerede bulursa almalıdır. Her kötülüğün, hatta küfür ve şirkin de başı bilgisizlik ve cehalettir. Yüce kitabımızda “insanın cahillerden olmaması (En’âm, 6/35; Hûd, 11/46), cahillerden yüz çevrilmesi gerektiği (Bakara, 2/67; Ar’âf, 7/199)” bildirilmiştir. İslâm dünyasının bu günkü perişan halinin sebebi de cehalettir. Küfrün ne demek olduğunu bilen bir kimse kâfir olmaz. Şirkin ne demek olduğunu bilen, Allah’a ortak koşmaz. Bunun içindir ki Kur’an-ı Kerim’de “Sakın ha cahillerden olma!” (En’âm, 6/35) buyurulmuştur.

Bir atasözünde de belirtildiği gibi “Yiğit düştüğü yerden kalkar.” Biz, düştüğümüz yerden kalkmak, okumak, araştırmak, bilgi ve teknoloji üretmek; kaybetmiş olduğumuz millî, mânevi ve ahlâki değerlerimize sahip çıkarak kendimizi ve dünyayı yeniden inşâ etmek zorundayız. Bu kitap, bu amaca bir nebze de olsa hizmet etmek için yazılmıştır.Kitabın yayınlanmasında desteklerini esirgemeyen Afyonkarahisar Belediyesine ve Belediye Başkanımız Sayın Burhanettin Çoban’a teşekkür ederim. Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’e, onun ashabına ve onun yolundan gidenlerin üzerine olsun.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.