BAYRAK VE EZAN

Okuyucunuz zaman zaman methiyeler düzer, kimi zaman ilgisiz davranır. Kimi zamanda sizi azarlar.
Yıllardır yazan, çizen takımından sayıldığım için, neden seyrek yazdığımdan yakınanlar olduğu gibi, neden politika yazmadığımı soranlarda oluyor.
Son yıllarda dillerde dolaşan bir şarkının bir mısrasını hatırlatırım; “Canım sıkılıyor, canım…”
O kadar canımız sıkkın ki, millette neredeyse sıkacak diş kalmadı.
Şu hale bakın.
Osmanlı’nın torunları ne halde?
Yüzlerce yıl dünyaya hükmetmiş Türk ulusu ne halde?
Ya da etrafınıza bir bakın.
İslam alemi ne halde?
Herkes birbirinin kuyusunu kazmakla, kellesini almakla meşgul.
Peki, bizi, bizleri Türkleri ve İslam ülkelerini bu hale getiren batı ne halde?
Bu dünyaya bakıp, sırça saraylarında viskilerini yudumlayıp, göbeklerini kaşımakla meşgul.
İslam, islamla kavga halinde. Kan gövdeyi götürüyor. Bu ortamı yaratan adamlardan medet umuyorlar.
Akıl nerede?
İslam kardeşliği nerede?
Elimizde son kalan milli misak toprakları içinde yaşayan bizlerin bu hali ne?
Birilerinin oyuncağı haline gelmiş PKK terörü yaratanların kelle kesen DAİŞ üyelerinden ne farkı var?
Her gün ülkemiz ve milletimizin birliği, bütünlüğü için mücadele eden, dünyasına doymamış, gepegenç,  asker ve polislerimiz hunharca, kalleşçe öldürülüyor.
Kan gövdeyi götürüyor.
Birilerinin pekte umurunda değil.
Geride kalanlar Yahya Kemal’in Sessiz Gemi şiirindeki gibi, umutsuzca birilerinin dönmesini bekleyip duruyor. Çevredekiler gözyaşlarına boğuluyor. Her gün sofralarda lokmalar, yüz binlerce insanın boğazında düğümleniyor.
Milletler tarihinde kişiler gelip geçer, önemli değildir. Bir gider bin doğarız derler.
Ne zaman vatan ve milletin önüne kişisel ihtiraslar geçerse…
Türk-İslam ülküsü uğruna ölen on binlerce Türk akıncısının Bosna, Bulgar, Yunan, Sırp, Polonya, Macaristan, İran, Irak, Arap topraklarında mezar taşları bile kalmadı. Zaten hiç olmadı ki.
Onların Çanakkale’de, İstiklal Savaşında yüksek bir idealler vardı; Bayrak ve ezan.
**************************
Anadolu tarihinde hiç bu kadar refaha ulaşmadık. Hiç bu kadar nüfusumuz olmadı. Gencimiz, okullarımız, yollarımız, köprülerimiz, şehirlerimiz, zirve yaptı.
Ne yazık ki tarihe damga vuracak bir şey yapamadık.
Çünkü toplumlar ideallerle, yüksek duygu ve ülkülerle başarıya koşar.
Biz bunu beceremedik.
Bizim Atatürk ve Cumhuriyetten sonra bir süre yolumuz doğruydu. En büyük kalkınmayı başarmıştık. Son yıllarda kafamız karıştı. İdeallerimizi yitirdik.
İlk hakanlarımızdan, Çinliler odalığını, atını isterler verir.
Sonra kıraç bir arazi.
Savaşır ve Çinlileri yener, esir alır ve Çin’e hükmederler.
Bundan 10 yıl kadar önce Çeşme’den bir yatla Eşek adasına torunlarımla birlikte gitmiş, piknik yaparken mangal yapmıştık. Şimdi orada Yunan bayrağının dalgalandığını okuyor ve haberlerde izliyorum.
Bilim geriliyor. Keşif ve icat yok. Yani bir hamle yapamıyoruz. Taklitçilik had safhada. Patinaj yapıyoruz.
Kendimize gelmek zorundayız.
Bu gam ve gözyaşının arasında nasıl siyaset yapacağım?
Canım sıkılıyor.
Üzülüyorum.
Üzülmem yetmiyor gözyaşı döküyorum.
Akşam yemeklerinde haberleri izlerken siz ne haldesiniz? 
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Veysel Çetin 5 ay önce

Bir o kadar da bizden! Çok kıymetli Ahmet Abi.
(2006 Hac arkadaşın)