"TBMM'YE SİLAH DOĞRULTAN TÜRK ASKERİ DEĞİLDİR"
TBMM'YE SİLAH DOĞRULTAN TÜRK ASKERİ DEĞİLDİR

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, Afyonkarahisar'da düzenlenen "Millet Yenilmez, Türkiye Bölünmez" temalı 25. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nın açılışında konuştu.

AK Parti'nin millete hizmet davasında gönül ve emek veren ancak bugün toplantıda olmayanlara şükranlarını sunan Yıldırım, partiye hizmet edip ebediyete intikal edenlere de Allah'tan rahmet diledi. Yıldırım, toplantıyı 15 Temmuz darbe girişiminin gölgesinde, şehitler ve gazilerin hüznü yanında şanlı direnişin yol göstericiliğinde gerçekleştirdiklerini söyledi. 15 Temmuz'da ve ülkenin bölünmez bütünlüğü için sınır boylarında hayatını seve seve vatan için veren bütün şehitleri rahmetle anan Yıldırım, şehitler için salondakileri Fatiha okumaya davet etti.
 
Darbe girişiminde 241 kahramanın vatan, millet, bayrak ve istiklal için şehadete yürüdüğünü ifade eden Yıldırım, bütün şehitlerin isimlerini toplantıda zikretmek istediğini ama bunun mümkün olmadığını söyledi.
 
15 Temmuz şehitlerinden Halil Kantarcı'nın çocuk yaşta 28 Şubat zindanlarına düştüğünü, idamla yargılandığını ve her fırsatta şehadeti arzuladığını ailesine söylediğini anımsatan Yıldırım, Kantracı'nın darbe girişimi esnasında hiç tereddüt göstermeden 3 küçük çocuğunu öperek köprüye çıktığını, sosyal medyadaki son mesajının milli iradenin muhteşem sembolü ezan-ı Muhammedi olduğunu aktardı. Başbakan Yıldırım, Kantarcı adına uyarlanan "Kahpe uzaktan atar meydanda Halilim yatar. Sanma yiğitler biter aslan be Halil Kantarcı. Kapkara saçlarına, kan düşmüş uçlarına. Bedirden dostlarına seslen be Halil Kantarcı" mısralarını okurken duygulandı.
 
Şehit Erkan Yiğit'i rahmetle yad eden ikiz kardeşi Volkan Yiğit ve tüm ailesine selamlarını gönderen Yıldırım, şehit Yiğit'in şehadetinden dakikalar önce "Ölmek var, dönmek yok' diyerek yola çıktığını dile getirdi. Yiğit'ten geriye kalan "Varsın zulüm bütün dünyayı sarsın, varsın sevinçler başka bahara kalsın, madem ki ölüm bir kere gelecek o da neden Reis için olmasın" dizelerini okuyan Yıldırım, Ankara Hukuk Fakültesinden diplomasını bir şehit olarak alan Yasin Naci'ye de rahmet diledi.
 
Darbe girişimi esnasında oğluna telefon edip "Oğlum harekete geçin" talimatı veren Güneydoğu gazisi Ayhan Avcı'ya selam ve saygılarını sunan Yıldırım, Avcı'nın oğlu Mustafa'yı da rahmetle yad etti.
 
Yıldırım, 15 Temmuz şehitleri İlhan Varank, Mustafa Cambaz, Albay Sait Ertürk, Astsubaylar Ömer Halisdemir, Bülent Aydın, polisler Zeynep Sağır, Selda Güngör, Kübra Doğanay, Demet Sezen, Cennet Yiğit, Gülşah Güler ve ismini sayamadığı ancak kalbinde taşıdığı kahramanları minnet ve hürmetle selamladı.
 
Başbakan Yıldırım, terörle mücadele ederken şehit olan kahramanları da unutmadıklarını, onları bu şehadetten ayrı tutmadıklarını belirterek, Yüzbaşı Özgür Çelik, Uzman Çavuş Murat Özer, polisler İlhan Güleç, Hüseyin Cengiz, Yaşar Polat, korucu Hasan Gündüz ve diğer tüm şehitlerin mekanlarının cennet olmasını diledi.
 
Bir ismi özellikle anmak istediğini vurgulayan Yıldırım, "O isim Erol Olçok. Zira ilk kez istişare ve değerlendirme toplantımızı, şehit Olçok olmadan gerçekleştiriyoruz. Bundan önceki 24 toplantının tamamında, hazırlığında, toplantı sırasında bizimle beraberdi. Onun ve gencecik oğlu Abdullah Tayyip Olçok'un isimlerini hiç ama hiç unutmayacağız. Rabbim onları da cennetiyle cemaliyle müşerref eylesin." diye konuştu.
 
HEPİMİZ, GÜCÜMÜZ VE İMKANIMIZ NİSPETİNDE BU VATAN İÇİN MÜCADELE ETTİK
 
Yıldırım, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişiminin yaşandığı 15 Temmuz gecesi, milletvekilleri, genel merkez yöneticileri ile kadın ve gençlik kollarının üyelerinin gerek Meclis'te gerek meydanlarda gerekse yollarda, Türkiye'yi kahramanca savunduğuna işaret etti.
 
Ankara'nın Kazan ilçesinin adının "Kahraman Kazan" olarak değiştirilmesi ve 15 Temmuz'un "Demokrasi ve Özgürlük Günü" olarak kutlanması ve tatil olması yönündeki kanun teklifinin, komisyonda kabul edildiğini hatırlatan Yıldırım, teklifin önümüzdeki hafta Meclis Genel Kurulunda yasalaşacağını bildirdi.
 
Böylece Kazan ilçesinin isminin, "Kahraman Kazan" olarak değişeceğine işaret eden Yıldırım, 15 Temmuz'un da tatil olacağını ve her yıl şehitlerin ve gazilerin yad edileceğini söyledi.
 
"Kazan ilçesine böyle bir unvanın, böyle bir payenin verilmesi asla diğer ilçelerimizi unuttuğumuz anlamına gelmesin." diyen Yıldırım, Ankara ve İstanbul başta olmak üzere her ilçenin, her ilin o gece yiğitçe, kahramanca bir direniş gösterdiğini hatırlattı.
 
Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Kazan, darbenin merkez üssü olması ve yapılan acı katliam nedeniyle sembol oldu ancak hiçbir ilçemiz diğerinden daha az fedakar değildir. Hiçbir şehidimiz, hiçbir şehit ailemiz, 15 Temmuz olsun, terörle mücadele olsun, diğer şehitlerimiz olsun, birbirinden asla daha az değerli değildir. Gazilerimiz de aynı şekilde. Milletvekillerimiz, parti yöneticilerimiz, teşkilat mensuplarımız aynı şekilde. Hepimiz, gücümüz ve imkanımız nispetinde bu vatan için mücadele ettik. Mücadele etmeye devam ediyoruz. Rabbim içimizden bazılarını şehadetle bazılarını gazilikle onurlandırdı. Onlara minnet ve hürmet duygularımızı hiç kaybetmeyeceğiz. Şehit ve gazilerimizin aydınlattığı yolda kararlılıkla ilerlemeye devam edeceğiz."
 
TBMM'YE SİLAH DOĞRULTAN TÜRK ASKERİ DEĞİLDİR
 
Toplantıyı gerçekleştirdikleri Afyonkarahisar'ın önemine dikkati çeken Yıldırım, "Bu güzel şehir, milli mücadelenin sembol şehridir. İstiklal mücadelemizin, zafer yürüyüşümüzün taç giydiği şehirdir. Bağımsızlığa, Cumhuriyet'e Afyon'dan yürüdük. Afyon aynı zamanda AK Parti için de çok önemli bir şehirdir. Millete hizmet yolunda çıktığımız AK Parti hareketi Afyon'dan başladı. AK Parti kadroları millete hizmet aşkıyla 2001 yılında bu güzel şehirden yola çıktı. AK Parti kadrolarıyla Afyonumuzun ilelebet sürecek ve hiç bitmeyecek bir gönül bağı vardır. Şimdi önümüzdeki hafta, 29 Ekim'de milletçe, büyük bir coşkuyla Cumhuriyetimizin 93. yıl dönümünü kutlayacağız." ifadelerini kullandı.
 
Yıldırım, Afyonkarahisar'da verilen kurtuluş mücadelesinin, 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'in kuruluş yolunu açtığını dile getirerek, şunları kaydetti:
 
"1921'de düşman kuvvetleri Afyon'u da geçerek, Polatlı'ya kadar gelmişlerdi. Polatlı'dan atılan topların sesleri Ankara'dan duyulur hale gelmişti. Türkiye Büyük Millet Meclisi işte o top seslerinin altında hiç korkmadan, hiç çekinmeden, geri adım atmadan görevini yapmıştı. Gazi Mustafa Kemal, ordunun başına bizzat geçerek, Sakarya'da düşmanı durdurmuş, ordumuz düşmanın Afyon'a, oradan da İzmir'e çekilmesini sağlamıştı. Burada özellikle şu hususu vurgulamak isterim; Türkiye Büyük Millet Meclisi, Gazi Meclis, milletin göz bebeğidir, istiklalimizin teminatıdır. Aynı şekilde Türk Silahlı Kuvvetleri de milletimizin göz bebeğidir, peygamber ocağıdır, o da vatan savunmasının en büyük dayanağıdır. Ancak şu ayrımı asla unutmamalıyız, Türk Silahlı Kuvvetleri, Kurtuluş Savaşı'nda, Cumhuriyet'in kuruluşunda ve sonrasında olduğu gibi Türkiye Büyük Millet Meclisinin emri altındadır. Eğer bir kişi, bir zümre, bir grup, Türkiye Büyük Millet Meclisine el uzatıyorsa, silah doğrultuyorsa o asker Türk askeri değildir. Neden? Çünkü silahını emir alacağı yere doğrultmuştur, silahını Cumhuriyet'e karşı doğrulmuştur. Silahını Gazi Mustafa Kemal'in mirasına, onun hatırasına doğrultmuştur. Mehmetçik millete silah çekmez, millete silah çeken Mehmetçik değildir, asker kılığı içerisinde teröristlerdir. Bunlarla askerlerimizi asla birbirine karıştırmamalıyız."
 
Mehmetçiğin yerinin, "1921'de Polatlı'dan Ankara'yı tehdit eden düşmana karşı olan nokta" olduğunu belirten Yıldırım, "Bunu sadece 15 Temmuz darbecileri için söylemiyorum. 93 yıl içinde Gazi Meclis iradesine, milli iradeye göz diken herkes, bu aziz milletin değil milletin düşmanlarının yanında olmuştur. Ne demek milletin meclisine silah doğrultmak, bomba atmak? Siz kimsiniz, bu yetkiyi nereden, kimden aldınız? Türkiye Büyük Millet Meclisine, cumhurun başkanına, onun hükümetine, milletin vekillerine kim el uzatırsa cevabını Sakarya'daki gibi, 15 Temmuz'daki gibi alacaktır, almıştır." şeklinde konuştu.
 
AK Parti olarak görevi devraldıklarında Cumhuriyet'in 79 yaşında olduğunu anımsatan Yıldırım, "Biz AK Parti iktidarı olarak 14 yıl içerisinde 79 yıllık birikimin üzerine iki kat, üç kat, bazı alanlarda 10 kat daha birikim ekledik ama en önemlisi Cumhuriyetimizi cumhurla bir araya getirdik. Demokrasimizi güçlendirdik, devletle milleti kucaklaştırdık. Tüm vesayet kurumlarına  karşı kararlı bir mücadele verdik. Çok şükür bu mücadeleden de büyük bir zaferle çıktık." diye konuştu.
 
Ankara Valiliğinin güvenlik nedeniyle 30 Kasım'a kadar toplantı ve gösteri yürüyüşlerine kısıtlama getirdiğini anımsatan Yıldırım, "Bunun tek gerekçesi var, milletin güvenliği. Şimdi CHP'den bazıları 'AK Parti 29 Ekim kutlamalarını, 10 Kasım anmasını engellemek için böyle bir karar aldı' diye milletin gözünün içine baka baka yalan söylüyorlar. Allah aşkına, bizim Cumhuriyet, cumhura sevgimizi siz mi sorgulayacaksınız ya da ölçecek kalibrede misiniz? Cumhuriyet hamasetle büyümüyor. Cumhuriyet çalışmakla, üretmekle, millete hizmetle büyür." ifadelerini kullandı.
 
AK PARTİ CUMHURİYETİ BÜYÜTTÜKÇE HASIMLARI DA DARBELERİ BÜYÜTTÜ
 
CHP'nin 93 yılda yaptıklarını ve AK Parti'nin 14 yılda yaptıklarını karşılaştıran Başbakan Yıldırım, "Bir tarafta yoksulluk, sefalet, baskı, zulüm, milleti yok sayma, milletin değerleriyle kavga var. Diğer tarafta AK Parti tarafında emek var, iş var, hizmet var, refah var ve vesayetle mücadele var. AK Parti Cumhuriyeti büyüttükçe, hasımları da darbeleri büyüttü." değerlendirmesinde bulundu.
 
PKK, FETÖ ve DEAŞ'ın ortak yanının, "AK Parti'nin kutlu yürüyüşünü durdurmak" olduğuna işaret eden Yıldırım, durmadan ve gururla bu kutlu yürüyüşü sürdüreceklerini söyledi.
 
Terör örgütlerinin tamamını etkisiz hale getirerek, Türkiye'ye 2023, 2035, 2050 hedeflerine çok farklı bir şekilde ulaştıracaklarını dile getiren Yıldırım, şöyle konuştu:
 
"2007 yılında cumhurbaşkanı seçeceğimiz zaman vesayet odakları hemen devreye girdiler. 'Size cumhurbaşkanı seçtirmeyeceğiz' dediler. Hatırlayın, anamuhalefet partisi o günlerde bu vesayet odaklarının başını çekiyordu, onlara lojistik destek veriyordu. Anamuhalefet partisi 367 icadıyla Meclis'te cumhurbaşkanının seçilmesini engelledi. Ama AK Parti boyun eğmedi. Dedi ki 'Her sonunun çözümü vardır, çözüm millettir' ve millete gittik, vekillerin seçemediği cumhurbaşkanının millet doğrudan seçilmesini sağladı. 2014'de millet sandık başına gitti, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ı cumhuriyetimizin doğrudan seçilmiş ilk cumhurbaşkanı olarak o kutlu makama oturttu. 2007'de yapılan bu reform sistemdeki tıkanıklığı açmaya yönelik bir çözümdür."
 
YENİ ANAYASA
 
Başbakan Yıldırım, AK Parti'nin kurulduğu ilk andan itibaren Türkiye'nin yeni bir anayasaya ve yeni bir sisteme ihtiyacını çok açık bir şekilde dile getirdiklerini, bunu dile getirenin sadece AK Parti olmadığını, bütün partilerin her seçim öncesi vaatlerinde anayasa değişikliği, yeni anayasa konusunda vatandaşa taahhütte bulunduğunu hatırlattı.
 
 Darbe ürünü mevcut anayasanın Türkiye'nin ihtiyacını görmediği, büyüme kabiliyetini daralttığını her fırsatta ifade ettiklerini anlatan Yıldırım, Türkiye'yi yeni, katılımcı, demokratik, insan merkezli bir anayasayla buluşturmanın mücadelesini vermeye devam ettiklerini vurguladı.
 
Yıldırım, özellikle 2011'den itibaren yeni bir anayasa yapmak için attıkları adımların muhalefetin isteksizliği ve direnci nedeniyle bir sonuca ulaşmadığına dikkati çeken Binali Yıldırım, uzlaşmak için bir çok fedakarlıklarda bulunduklarının altını çizdi.

 
15 Temmuz gecesi yaşananların, mevcut anayasa ve sistemin açıklarının doğurduğu bir tehlikeyi tekrar gündeme getirdiğini belirten Yıldırım, şöyle devam etti:
 
"İçeride darbe girişimi ve terör gibi tehditler yaşarken, hemen yanı başımızda Irak'ta, Suriye'de bizi çok yakından ilgilendiren gelişmeler olurken sorun üreten bir anayasa var, sorun üretene bir sistemle yolumuza artık devam edemeyiz. AK Parti inşallah grubumuz olarak hazırladığımız anayasa değişiklik taslağını en kısa zamanda Meclis'e getireceğiz.
 
MHP'nin, devletin ve ülkenin karşı karşıya olduğu sorunu görüp meseleye milletin son noktayı koyması yönündeki yaklaşımı doğrusu takdire şayandır. MHP, başkanlık sistemine karşı olabilir, parlamenter sistemin devamını da istiyor olabilir ancak kararı millete bırakmak gibi son derece önemli, son derece milli bir yaklaşım sergilemiştir."
 
Konuşmasında "Yiğit yarasına yiğit katlanır. Bir elin nesi var, iki elin sesi var. Bir el bir eli yıkar, iki el yüzü yıkar" sözlerinden örnekler veren Başbakan Yıldırım, meseleye milletin son noktayı koymasını istedi.
 
Cumhurbaşkanının millet tarafından seçilmesiyle beraber her şeyin değiştiğini dile getiren Başbakan Yıldırım, "Her ne kadar mevcut anayasa, cumhurbaşkanını 'sorumsuz' diye tanımlasa da halkın yüzde 52 desteğini almış cumhurbaşkanının fiilen siyasi sorumluluğu vardır. Bu siyasi sorumluluk millete karşı çok önemli bir taahhüttür. O yüzden biz başından beri diyoruz ki 'mevcut durumu anayasaya uygun hale getirelim.' Yani, mevcut duruma göre yeni anayasayı yapalım, sistemdeki tıkanıklığı da ortadan kaldıralım." dedi.
 
Yıldırım, MHP'nin, başkanlık sistemi konusunda görüşü farklı olmasına rağmen meseleye parti çerçevesinde bakmaması ve Meclis'te çözülemeyen bu sorunun millete götürülmesi yönündeki irade beyanının fevkalade isabetli olduğunu ifade etti.
 
"Biz bunu görüyor ve buna göre gerekli adımları da atıyoruz. Diyoruz ki millet ne derse o olsun. Milletin verdiği kararın karşısında boynumuz kıldan incedir. Kimse milletten korkmasın, milletin kararından korkmasın, milletin önünden kaçmasın." diyen Yıldırım, CHP'ye de çağrıda bulundu. Yıldırım, "Gelin, millete birlikte gidelim. Biz, Genel Kurul'da 367'nin üzerinde bir kabul olsa bile millete gitmeye söz verdik. Gelin bu şerefe, bu önemli karara siz de katılın, siz de bu kararın içerisinde olun. Milletin karşısına çıkalım, tezlerimizi savunalım, milletin verdiği karara da saygı duyalım." diye konuştu.
 
Sistem tartışmalarının geride bırakılması gerektiğini vurgulayan Yıldırım, "Başkanlık meselesi, sistem, yeni anayasa meselesi ne Recep Tayyip Erdoğan'ın ne de AK Parti'nin meselesidir. Bu iş milletin işidir, ülkenin işidir, devletimizin, milletimizin beka meselesidir. Sistem tartışmalarını artık geride bırakalım, önümüze bakıp geleceğe odaklanalım, yapacağımız hizmetleri zaman kaybetmeden gerçekleştirelim. Demokraside her sorunun çözüm yeri millettir, sandıktır." değerlendirmesini yaptı.
 
Millete gidilirse demokrasinin daha da güçleneceğini, ülkenin, milletin ve milli iradenin kazanacağını dile getiren Yıldırım, şöyle devam etti:
 
"AK Parti olarak hedefimiz çok net. Sonuna kadar demokrasi, sonuna kadar özgürlük, sonuna kadar kalkınmış, müreffeh büyük Türkiye'dir. Bizler milli iradenin neferleriyiz, millet emreder, biz yaparız. Milletimizin değerleri AK Parti'nin değerleridir. Milletin kaderiyle AK Parti'nin kaderi aynı noktada bütünleşmiştir. 79 milyonun kardeşliğine, eşitliğine inanıyoruz ve sahip çıkıyoruz."
 
AB İÇİN VİZYONLU BİR GELECEK ANCAK TÜRKİYE İLE MÜMKÜNDÜR
 
Avrupa Birliği'ne (AB) üyelik yolunda önemli reformların AK Parti iktidarları döneminde gerçekleştirildiğine dikkati çeken Başbakan Yıldırım, AK Parti hükümetlerinin her zaman reform ve dönüşüm hükümetleri olduğunu belirtti. AB reform sürecinin her zaman gündemlerinde öncelikler arasında yer aldığını ve almaya devam edeceğinin altını çizen Yıldırım, şunları söyledi:
 
"Biz bu süreci demokrasimizin gelişmesi için ve ülkemizin kalkınması için bir fırsat olarak gördük. Türkiye tarih boyunca hep güçlü bir Avrupa devleti oldu. Ortadoğu, Balkanlar, Kafkaslar, Akdeniz, Karadeniz boyutları yanı sıra her zaman Avrupa'nın güçlü bir müttefiki olduğumuz bir gerçektir ve yaklaşık 100 yıldır güçlü Avrupa demokrasisine de sahibiz. 15 Temmuz gecesi halkımız ne derece yüksek bir demokrasi bilincine sahip olduğunu bütün dünyaya göstermiştir. Bugün Türkiye, Avrupa'nın dışından değil içinden konuşan bir ülkedir. Avrupa'nın geleceğinde söz sahibi olan en güçlü devletlerden biriyiz. Pek çok Avrupa ülkesinden daha üstün standartlara sahibiz. Bu nedenle objektif kriterler açısından Türkiye aslında pek çok ülkeden daha fazla AB'ye üye olma hakkına sahiptir. Ayrıca AB, son göç krizi gibi ağır bir insani ve siyasi krizi sadece Türkiye ile iş birliği yaparak çözebilmiştir. Bu ve benzeri konular işbirliğimizin potansiyelini göstermektedir. Türkiye ile ilgili konular artık Türkiye'nin meselesi olmaktan çıkmış, AB'nin nasıl bir gelecek beklediğini göstermektedir."
 
AB için vizyonlu bir geleceğin ancak Türkiye ile mümkün olabileceğine işaret eden Yıldırım, "Siyasi, ekonomik konularda küresel rol almak isteyen bir AB bunu ancak Türkiye ile başarabilir. Bu nedenle vize serbestisi dahil tüm konular AB'nin Türkiye hakkında verdiği kararlar olmanın ötesine geçmekte ve kendi geleceği hakkında vereceği kararlara dönüşmektedir." dedi.
 
AB GELECEK VİZYONUNU GÖZDEN GEÇİRMELİ
 
Hükümet olarak reformlarla ilgili kararlılıklarını sürdürdüklerini belirten Binali Yıldırım, bunu Türk milleti ve Türkiye'nin ulusal çıkarları için yapmaya devam ettiklerini aktardı. Yıldırım, şunları kaydetti:
 
"Subjektif olmayan, ideolojik ön yargılardan arınmış bir AB görüşü ile her zaman uyum içinde olduk, uyum içinde olmaya devam edeceğiz. Ancak AB'deki ön yargılarla donanmış bir bakış açısını da asla kabul etmiyoruz. Bu, Türkiye bakımından değil AB'nin kendisi açısından da geleceği açısından da hayırlı değildir. Bugün AB ile ilgili İngiltere'nin aldığı bir karar var. Bu aslında AB'ye bir uyarı niteliğindedir. AB gelecek vizyonunu gözden geçirmeli ve bundan sonra alacağı kararlarda nerede hata yaptığını bir kez daha sorgulamalıdır. Türkiye, yarım asrı geçen süredir AB üyeliği yolunda çalışmalarını sürdüren bir ülkedir. Üzerine düşeni fazlasıyla yapmıştır. Bundan sonra karar AB'nindir. İster Türkiye'nin birliğe girmesi yönünde irade kullanırlar isterse başka bir iradeyi tercih edebilirler. Karar onların. Türkiye'nin alternatifleri her zaman vardır. Avrupa unutmasın, fazla naz aşık usandırır. Türkiye bölgesinde AB'nin değil Kafkasların, Ortadoğu'nun teminatı olan bir ülkedir. Avrupa'ya bugün bölgede yaşanan tehditlerin ulaşmamasının, göçmen krizinin Avrupa'yı asgari düzeyde etkilemesinin en temel gerekçesi güçlü bir Türkiye'nin bölgede var olmasıdır."
 
Yıldırım, FETÖ ile mücadelenin, devlet hainlerden temizleninceye kadar devam edeceğini vurguladı.
 
Hukuk önünde hesabı sorulmadık tek bir hain kalmayacağını belirten Yıldırım, "Millete yaşattıkları acıların, mağduriyetlerin hesabı sorulacak. Bu şeffaf olamayan, kapalı örgüte karşı operasyon yapmanın ne kadar zor olduğunu biliyorsunuz. Hiçbir masumun zarar görmemesi için de gereken neyse onu yapacağız." diye konuştu.
 
FETÖ ile ilgili durumu tüm uluslararası alanlarda dostlarıyla paylaştıklarını ifade eden Yıldırım, FETÖ'nün sadece Türkiye için değil herkes için tehlike olduğunu anlattıklarını ve anlatmaya da devam edeceklerini bildirdi. Yıldırım, İslam İşbirliği Teşkilatının FETÖ'yü terör örgütü ilan ettiğini, bunun da memnuniyet verici olduğunu söyledi.
 
Başbakan Yıldırım, birçok ülkenin FETÖ'ye ait okulları kapatarak Türkiye Maarif Vakfına devretmeye başladığını aktardı.
 
Terörle mücadeleye destek veren dost ve kardeş ülkelere teşekkür eden Yıldırım, FETÖ, PKK ve DEAŞ gibi terör örgütleriyle mücadelenin kararlılıkla süreceğini bildirdi.
 
KÜRT KARDEŞLERİMİZİ ÖRGÜTÜN İNSAFINA ASLA TERK ETMEYECEĞİZ
 
Son dönemde PKK'ya ağır darbe vurulduğunun altını çizen Yıldırım, "Çünkü PKK terör örgütü bölgede halkı canından bezdirdi. Güneydoğu'da esnaftan zorla, baskıyla vergi adında şantaj paraları topluyor, bölgeye yatırımları engellemeye çalışıyor, iş makinelerini yakıyor idi. Okulları yakarak yavrularımızın eğitimini engelliyordu, mahalle ve sokakları bombalarla doldurarak ateş çukurlarına çevirmişti. Bundan da en çok yöre halkı zarar görüyordu. Nice anneler evladını, evlatlar da anne ve babalarını kaybediyor, aileler huzura hasret kalıyordu. Ama herkes bilmelidir ki hiçbir şey artık eskisi gibi değil, asla olmayacaktır." ifadelerini kullandı.
 
"Bölgede yaşayan Kürt kardeşlerimizi örgütün insafına asla terk etmeyeceğiz." diyen Başbakan Yıldırım, örgütün yöre halkı üzerinde kurduğu korku çemberini kırdıklarını ve kırmaya da devam edeceklerini söyledi.
 
Kürt kökenli vatandaşlarla bağları güçlendireceklerini ve örgüte hak ettiği dersi vereceklerini dile getiren Yıldırım, iyi niyetlerini kullanan PKK'nın asla müsamaha göremeyeceğini vurguladı.
 
ARTIK YÖRE HALKI PKK'YA PRİM VERMEMEKTEDİR
 
PKK'nın kırsaldaki eylemlerini de bitireceklerini ve teröre yaşam hakkı vermeyeceklerini dile getiren Yıldırım, şöyle devam etti:
 
 "Terör örgütüne destek veren belediyelerin yönetimlerini değiştirdik, bundan sonra da aynı desteği veren bütün belediyeleri değiştirmekten asla tereddüt etmeyeceğiz. Böylece belediyelerden terör örgütüne akan paraları durdurmuş olduk. Bölgedeki aşiretler, terörün bitmesi konusunda artık daha kararlı, seslerini daha fazla yükseltmeye başladılar ve aşiretler sahaya indiler. Bir kez daha gördük ki vatandaşlarımızın 'PKK' diye bir sorunu var. PKK'nın asla 'Kürtler' diye bir sorunu yok. Devlet-vatandaş kaynaşmasıyla evelallah bu sorunun da üstesinden geleceğiz. Vatandaşlarımız tamamen devletinin yanındadır. Bugün artık yöre halkı terör örgütü PKK'ya alan açmamaktadır, prim vermemektedir. Buradan terör mağduru bölgede yaşayan vatandaşlarımızın yanında olduğumuzu, sonuna kadar yanında olmaya devam edeceğimizi bir kez daha ilan ediyorum."
 
Terörün bölgede meydana getirdiği yıkımları ortadan kaldırmak için Hükümetin canla başla çalıştığını bildiren Yıldırım, yıkılan 36 bin konutun yapılması için çalışmalara başladıklarını duyurdu. Yıldırım, altyapı faaliyetlerinin de sürdüğünü bildirerek, bölgedeki tarihi mekanları ihya etmek için çok hızlı şekilde çalıştıklarını bildirdi.
 
Gençleri dağa götüren örgütün planlarını bozacaklarını vurgulayan Yıldırım, gençlerin daha güzel bir geleceğe hazırlanmaları için eğitim ve sosyal içerikli programları hayata geçirmeye başladıklarını ifade etti.
 
FETÖ'NÜN HİÇBİR MENSUBU AK PARTİ İÇİNDE BARINAMAZ
 
FETÖ mensuplarının partilerinin içerisinde yer alamayacağının, barınamayacağının altını çizen Yıldırım, "Bu teşkilatta teröristlere hiçbir zaman yer olmadı ve asla olmayacak. Eğer sızmalar varsa onları da temizlemek konusunda zerre kadar tereddüdümüz olmaz. Bizde hiçbir partide olmayan istişare kültürü var. Bakın partimiz kurulduğundan beri 25'inci istişare toplantısını yapıyoruz. 15 yılda 25 toplantı. Sadece burada değil genel merkezde, grubumuzda, birebir görüşmelerde hiç çekinmeden istişarelerimizi, önerilerimizi, eleştirilerimizi rahatlıkla dile getiriyoruz. Teşkilata ilişkin soruları, sorunları dile getireceğimiz yer, zemin, işte bu toplantılardır." diye konuştu.
 
İki gün sürecek istişare toplantılarında soruları ve sorunları ele alacaklarını ifade eden Yıldırım, çözümleri de birlikte üreteceklerini kaydetti.
 
"FETÖ'cü teröristler varsa asla gözlerinin yaşına bakmayacağız. Bu bilinmelidir. Bu konuda ne milletimizin ne de sizin asla tereddütü olmasın." ifadesini kullanan Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:
 
"Muhalefet temsilcileri çıkıp AK Parti'nin içişlerine yönelik ileri geri laflar ediyorlar, değerlendirmeler yapıyorlar. Siz AK Parti'yi bırakın da kendi partilerinize bakın. AK Parti, istişarelerinde zaten eleştirisini de öz eleştirisini de yapar. Siz ne yapıyorsunuz, kimin tarafında duruyorsunuz, onun izahını yapın. FETÖ ile kol kola girenlerin, FETÖ'nün avukatlığını yapanların, FETÖ'nün sözcülüğünü yapanların, mağdur edebiyatı yapanların bize söz söylemeye hakları da yok hadleri de yok. Anamuhalefet partisi darbeyi bıraktı, şimdi varsa yoksa mağdur. 'Mağdur edebiyatı yapıyorum.' Kardeşim, küresel terör örgütü ne zamandan beri mağdur oldu? Hayatını veren 241 şehidimizin yakınları, gazilerimiz asıl mağdurlardır. O gece dünyayı zindan etmeye çalışan, demokrasiyi yok etmeye çalışan, alçaklara karşı göğsünü siper eden 79 milyon, asıl mağdurdur. Milletin mağduriyetini bir kenara bırakıp FETÖ'cülerin mağdurluğunu ifade etmek, mağdur edebiyatı yapmak bir anlamda FETÖ terör örgütüne bilerek, bilmeyerek destek olmaktır. Artık anamuhalefet partisi bu işten vazgeçsin."
 
Yıldırım, "(17 Aralık, bir paralel örgüttür) diye Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız çıkıp bas bas bağırdığı zaman, 'kanımın son damlasına kadar bu örgütle mücadele edeceğim' dediği zaman, maalesef diğer siyasi partiler duymazdan geldi. Aksine 'AK Parti'nin yolsuzlukları örtbas etmek için böyle bir yola başvurduğunu' hep söyledi." ifadelerini kullandı.
 
2014 yerel seçimlerinde İzmir'deki belediye başkanlığı aday kampanyasını anımsatan Yıldırım, FETÖ'nün ablaları ve abilerinin nasıl CHP ile beraber kampanya yaptıklarına, sandık başlarını tuttuklarına bire bir şahit olduğunu anlattı.
 
Yıldırım, o günlerde CHP'nin bazı milletvekillerinin açık açık, FETÖ ile partisinin nasıl sıkı ilişki içerisinde olduğunu ifade ettiklerini ve bu nedenle partisiyle yollarını ayırdıklarını unutmadıklarını vurgulayarak, "Bize, FETÖ ile en büyük mücadeleyi yapan, FETÖ'den en fazla zarar gören AK Parti'ye laf edeceklerine, kendi işlerine baksınlar ve orada gerekli FETÖ temizliğini yapsınlar." diye konuştu.
 
Bu mücadelenin, hemen bitecek bir mücadele olmadığını yineleyen Yıldırım, önlerinde hiçbir ölçüsü ve ilkesi bulunmayan, tamamen kapalı ve şeffaf olmayan bir örgütün bulunduğunu söyledi. Yıldırım, yıllarca yanında taşıdığı, nefes alışverişini bile takip eden bir komutanın en yakınındaki kişinin bir gün gelip, "Komutanım buraya kadar, sizi tutukluyoruz." sözlerini aktararak, böyle bir örgütün varlığından bahsettiklerini dile getirdi.
 
BURADAN BANKALARA VE İŞ ÇEVRESİNE SÖYLÜYORUM
 
Vatandaşlara ve özellikle iş alemine çağrıda bulunan Başbakan Yıldırım, "Kendinizden eminseniz korkmayın, eğer bu örgütle öyle veya böyle ilişki içerisine girmemişseniz asla tereddüt etmeyin, korku yaşamayın, size hiçbir şey olmaz." dedi.
 
Yıldırım, FETÖ'nün bir amacının da iş dünyasını tedirgin etmek ve ekonomiye zarar vermek olduğuna değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Buradan bankalara ve iş çevresine söylüyorum. Bizim amacımız, işletmeleri yok etmek değil, orada çalışan mağdurları perişan etmek değil. Bizim amacımız eğer şirketlerde, iş yerlerinde FETÖ ile ilişkisi olanlar varsa, onları oradan çekip almak ve gerekli cezayı vermektir. Yoksa kişileri bırakıp, kurumları cezalandırmak çok büyük haksızlık olacağı gibi bir anlamda kendi ayağımıza da kurşun sıkmaktır, iş alemimizi ve ekonomimizi baltalamaktır.
 
Savcılarımız, karar vericiler bu konuda özellikle dikkat etmek zorundadır. Bu işlemleri yaparken toptancı bir anlayışla değil, mutlaka kılı kırk yararak, suçluyu suçsuzdan ayırarak karar vermeleri gerekiyor. Adalet Bakanlığımız da bu işin takipçisi olmak durumundadır."
 
KİMSE MEZHEPLERİ ÖNE ÇIKARMASIN
 
Ülkenin, dış politika felsefesinin özünün "herkes için barış, herkes için adalet" olduğunun altını çizen Yıldırım, Türkiye'nin önemli bir bölgede yer aldığına, bölgede daha güçlü olunması için dostlukların artırılmasına, düşmanlıkların azaltılmasına devam edeceklerine dikkati çekti.
 
Başbakan Yıldırım, Irak meselesinin Türkiye'ye yabancı bir mesele olmadığını dile getirerek, şu değerlendirmede bulundu:
 
"Irak, kardeşlerimizin meselesidir. Komşularımız Irak'ın, Suriye'nin, Ortadoğu'nun geleceği, bu coğrafyanın ortak geleceğidir. Ayrıca kültürel coğrafyamızda yaşanan hiçbir zulme, haksızlığa ve işgale kayıtsız kalamayız. Kültür coğrafyamızda kardeşlerimizin yaşadığı her acı bizim de acımızdır. Bugün 3 milyon Suriyeli kardeşimiz, bizim misafirimizdir. Bu durum, sözlerimizin samimiyetinin ve gerçekliğinin en güzel ispatıdır. Irak'ta yeni Kerbelalar yaşanmasını istemiyoruz. Hepimiz Ehli Beyt aşığıyız, Kerbela'daki acıyı hala içimizde hissediyoruz.
 
Hepimiz, İslam'ın şerefiyle müşerref olmuş insanlarız, Müslümanız. Biz, bu dünyadan, ahirete gittiğimizde mezhebimizle yargılanmayacağız. Bizi bağlayan tek şey var, dinimizdir, Rabbimiz'dir, peygamberimizdir, gerisi teferruattır. Kimse mezhepleri öne çıkarmasın. Mezhepleri öne çıkarmak, bu bölge için yapılabilecek en büyük kötülüktür. Bugün Irak'ta yapılmaya çalışılan maalesef bir mezhep savaşının kapısını aralamaktır. Türkiye olarak biz, buna dikkat çekiyoruz yoksa bizim Irak'ın toprak bütünlüğüne, devletinin parçalanmasına ve bölünmesine yönelik asla ve asla bir düşüncemiz olamaz."
 
TÜRKİYE OLARAK ALDIRIŞ EDECEK DEĞİLİZ
 
Yıllardır PKK terör örgütünün, Irak topraklarında barındığını ve oradan yaptığı eylemlerle Türkiye'nin canını yaktığını vurgulayan Binali Yıldırım, buna rağmen sabır ve kararlılıkla Irak hükümetiyle ilişkileri kardeşçe sürdürmeye devam ettiklerini bildirdi. Ancak son günlerde birtakım telkin ve yönlendirmelerle Türkiye'ye karşı kışkırtıcı beyanatlarla Bağdat hükümetinin çok büyük yanlış yaptığını belirten Yıldırım, "Türkiye olarak biz buna aldırış edecek değiliz. Kimse bizim, 'bölgeyle işimiz olmayacağını' söyleyemez. Sonuna kadar Türkiye, orada güvenliğini tehdit eden, bölgede mezhep savaşlarına kapı aralayan her türlü hareketi önlemek için var olmaya devam edecektir." dedi.
 
Binali Yıldırım, Başika kampındaki Türk askerlerinin görevinin bölgedeki sivilleri eğitmek, olası bir terör hareketine ve DEAŞ'a karşı hazır hale getirmek olduğunu vurguladı.
 
"Türkiye bu işin içinde olmayacak" diyenlerin bir kez daha yanıldıklarını kaydeden Yıldırım, Türkiye'nin eğittiği Ninova mücahitlerinin, bugün Musul'da DEAŞ'a karşı ön saflarda yerini aldığını, gerektiğinde Türkiye'nin hava unsurları ve koalisyon güçleri içerisinde de göreve hazır olduğunu ifade etti.
 
Terörün Irak ve Suriye topraklarından, Türkiye'ye de büyük bir tehdit oluşturduğuna işaret eden Yıldırım, bu yüzden Suriye sınırlarını güvence altına almak ve DEAŞ'ın, Türkiye'ye saldırılarını önlemek, bölgede yaşayan halkın can ve mal güvenliğini sağlamak için Fırat Kalkanı Harekatı'nı başlattıklarını bildirdi.
 
Başbakan Yıldırım, 50 günü geçen operasyonda şu ana kadar bin 270 kilometrekare alanın terör unsurlarından temizlendiğini söyledi.
 
Harekatın Özgür Suriye Ordusu öncülüğünde gerçekleştiğini, Türk Silahlı Kuvvetlerinin de gereken lojistik desteği sağladığını anlatan Yıldırım, "Bu temizlik harekatı yeterli güvenli alan oluşturuluncaya kadar devam edecek. Takriben 5 bin kilometrekarelik bir alan bütün terör unsurlarından temizlenecek. Irak'ta, Suriye'de istikrarın sağlanması, DEAŞ'tan PYD'den, YPG'den, PKK'dan bölgenin temizlenmesi ve ülkemize sızmaların önlenmesi için gereken her türlü tedbiri aldık, almaya devam ediyoruz" diye konuştu.
 
Türkiye'nin, Irak ve Suriye'nin toprak bütünlüğünden yana olduğunu her fırsatta, her zeminde dile getirdiklerini aktaran Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Coğrafyamızda kan ve gözyaşı artık sona ersin istiyoruz, kardeş kanı dökülmesin istiyoruz. Coğrafyamızın 2. Dünya Savaşı sonrasında olduğu gibi parsel parsel yeniden bölünüp parçalanmasını istemiyoruz. Başika'da DEAŞ'a karşı bu zamana kadar etkin mücadele sürdürüldü. Başika Kampı'ndaki askerlerimiz, bölgede eğitim veriyor. Burayı Irak topraklarından ülkemize yönelecek terör saldırılarını önlemek açısından çok önemli görüyoruz. Biz bu kampı boşaltırsak ülkemize yönelik terör saldırılarının da önünü açmış olacağız. Terör örgütlerinden başkasına yaramayacak bu talebi asla ve asla dikkate almayacağız. Ayın şekilde Fırat Kalkanı, tüm hızıyla devam ediyor. İnşallah DEAŞ örgütünü hem Suriye'de hem Irak'ta temizlemek için koalisyon güçleriyle bir yandan, bir yandan da kendi imkan ve kabiliyetimizle sürdürüyoruz."
 
Yıldırım, Cerablus'ta artık hayatın normale döndüğünü, binlerce insanın evlerine, köylerine yerleştiğini belirterek, Rai ve Dabık'ın da terörden temizlendiğini hatırlattı. Yıldırım, "Dabık üzerinde büyük bir efsane süregeliyordu ama orada yapılan akıllıca bir planlamayla çok kolay bir şekilde kayıp vermeden orası da terör unsurlarından temizlendi. Operasyonlar hem yurt içinde hem yurt dışında tüm hızıyla devam edecek. Ta ki milletimiz huzur ve güven içinde oluncaya kadar." dedi.
 
MALİ DİSİPLİNİ KARARLILIKLA SÜRDÜRECEĞİZ
 
Başbakan Yıldırım, 2017 bütçesinin Meclis'e sunulduğunu hatırlatarak, bunun AK Parti hükümetlerinin hazırladığı 15'inci bütçe olduğunu söyledi.
 
Bütçenin merkezinde her zaman olduğu gibi insanın ve yatırımın bulunduğunu ifade eden Yıldırım, "Önümüzdeki dönemde mali disiplini de kararlılıkla sürdüreceğiz. 2017'de bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 1,9 civarında olacak." diye konuştu.
 
Yıldırım, 2017 bütçesinde yine en büyük payı eğitime ayırdıklarını belirterek, şöyle devam etti:
 
"Bütçenin yüzde 22'si yani 122 milyar lira eğitimin. Hatırlayın 2002'de bu sadece 11 milyardı. 11 milyardan 122 milyara, on katından fazla. Geçen yıla göre yatırım ödeneklerini de yüzde 30 artırıyoruz. Enflasyon yüzde 7,5, yatırım ödeneklerinin artış miktarı onun 4 katı. 2016 yılında 60 milyar olan yatırım ödeneğini 78 milyara çıkardık. KOBİ'lerimize 1 milyar 100 milyon destek vereceğiz. Kamu yatırımları içerisinde yine her zaman olduğu gibi ulaştırma, altyapı en büyük payı alıyor.
 
2002'de bütçe giderlerimizin yüzde 43'ü faize gidiyordu, 2017'de ise bu oran yüzde 9'un altına düştü. AK Parti göreve geldiğinde 100 lira vergi alınıyordu, 86 lirası faize gidiyordu. 2017'de 100 lira vergi toplanıyor, sadece 11 lirası faize gidiyor. Diğeri de millete hizmet için harcanıyor. İnşallah yarınımız bugünden daha güzel olacak."
 
İŞİMİZ HİZMET, GÜCÜMÜZ MİLLET
 
"İşimiz hizmet, gücümüz millet" dediklerini, 14 yılda rekordan rekora koştuklarını belirten Yıldırım, Türkiye'nin dünyanın en çok yurt dışında temsilciliği olan 6'ınca ülke haline geldiğini, temsilcilik sayısının 163'ten 235'e çıktığını aktardı.
 
Dünyanın 3'üncü büyük tohum, yem bankasını da Türkiye'nin kurduğunu dile getiren Yıldırım, 2006'dan bugüne Avrupa'nın en büyük tarımsal hasılasına sahip ülkenin Türkiye olduğunu söyledi.
 
Avrupa'nın ilk, dünyanın 3'üncü denize inşa edilen havalimanını da Ordu ve Giresun'a kazandırdıklarını hatırlatan Yıldırım, dünyanın en büyük kapasitesine sahip havalimanına da yine AK Parti iktidarının mührünü vurduğunu kaydetti. Marmaray ile 150 yıllık hayali gerçeğe dönüştürdüklerini anlatan Yıldırım, "Atalarımız, Fatih Sultan Mehmet gemileri karadan denize indirdi. Onun torunları Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşları da trenleri denizin altından geçirdi." dedi.
 
Avrasya tünelinde de sona gelindiğini aktaran Yıldırım, buna ilişkin bir anısını paylaştı. Tünelin 106 metre derinlikte inşa edildiğini, dünyanın deniz altından geçen en derin tünelinin ise 44 metre olduğunu ve ABD'de bulunduğunu aktaran Yıldırım, şunları kaydetti:
 
"Olur mu, olmaz mı? 6 ay bunun münakaşası sürdü. Bunu yapacak mühendislik bilgisi var mı? Deprem fayına 15 kilometre mesafede. Bütün bunların çok titiz çalışıldığı, en iyi bu konudaki uzmanlarla çalıştık ve nihayet şimdi o hayal de gerçeğe dönüyor. Dünyanın en derin denizaltından geçen tünelini de yapıyoruz. Şimdi Cumhurbaşkanımız Davos'ta 'One minute' dedi, Avrasya ile 'Two minutes' diyoruz. Avrupa'dan Asya'ya iki dakikada geçiyoruz. 20 Aralık'ta da açılışını yapıyoruz inşallah. 'one minute' yanında bir de 'two minutesimiz var hayırlı olsun."
 
Yıldırım, Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nü hizmete açarak, İstanbul Boğazı'na üçüncü gerdanlığı taktıklarını belirterek, "Yavuz Sultan Selim Köprüsü deyip geçmeyelim. Üzerinden demiryolu geçecek dünyanın en geniş köprüsüdür. 60 metre açıklığı var ve boğazın kuleler arasındaki açıklığı en fazla olan köprüdür. Ayrıca kule yüksekliği de dünyada en yüksek olan çok farklı, çok estetik bir projedir." diye konuştu.
 
DÜNYANIN İLKLERİNİ YAPMAK BİZLERE NASİP OLUYOR
 
"Dünyanın ilklerini yapmak bizlere nasip oluyor." diyen Başbakan Yıldırım, bundan sonraki hedeflerinin ise yine boğazın altından geçecek üç katlı tüneli gerçekleştirmek olacağını bildirdi. Yıldırım, "Trenler için yaptık, arabalar için yaptık, şimdi trenlerle arabaları bir arada geçirecek 3 katlı tüneli de inşallah gerçekleştireceğiz. Bu projenin yanı sıra Kanal İstanbul Projesi'nin de çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor." dedi.
 
Çanakkale 1915 Köprüsü için ilk kazmanın 18 Mart 2017'de vurulacağını bildirerek, bu köprünün kuleler arası açıklık itibarıyla dünyada en uzun köprü olacağını söyledi.
 
Yıldırım, ilkler ve enlerle AK Parti'nin yoluna devam ettiğini, en büyük projelerin AK Parti iktidarına nasip olduğunu belirterek, bu projelerin gerçekleştirmesinden emeği olan AK Parti kadrolarına da teşekkür etti. Bu kadrolarla iftihar ettiğini belirten Yıldırım, dev yatırımlar ve mega projelerin hız kesmeden devam edeceğini bildirdi.
 
 AK Parti'nin sahip olduğu iki güç bulunduğuna işaret eden Yıldırım, şunları kaydetti:
 
"Birincisi millete olan inancımız, güvenimiz, bağlılığımız; ikincisi istişare kültürümüzdür. Üç gün boyunca bütün başlıkları konuşacağız, istişarelerimizi yapacağız. Bugün bakan arkadaşlarımız sunum yapacaklar. Ekonomi, enerji, altyapı, ulaşımla terörle iç dış güvenlikle ilgili bakanlarımız sunumlar yapacak. Tespit ettiğimiz sorun alanlarına yönelik eleştiri ve çözüm önerilerini tartışacağız. Yarınki kapanış oturumda da yine bunları vatandaşlarımızla paylaşacağız. AK Parti'nin geçmişinden aldığı güçle, tecrübeyle geleceğe yönelik yapacaklarını da yarınki kapanış oturumunda dile getireceğiz. Milletimiz rahat olsun. İyi ki AK Parti var. Türkiye sahipsiz değil. AK Parti dimdik ayakta. Evelallah her engeli, dayanışmayla, omuz omuza millet yolunda hizmetle aşacağız. Milletin hak ettiği menzile kararlı adımlarla yürüyoruz. AK Parti millet, AK Parti ülke, AK Parti ay yıldızlı bayrağın davasıdır."
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.