HAYIR LI GİDİŞ
HAYIR LI GİDİŞ

Genel Merkez tarafından görevden alındı.
Hayırlı uğurlu olsun.
Milliyetçi Hareket Partisi daha öncede bir kaç kez yazdığım gibi diğer partilere pek benzemez.
Hiç bir partide olmayan bazı esaslar, kurallar, teamüller vardır MHP’de.
Lider-Teşkilat-Doktrin...
MHP’li olan, Ülkücü olan yukarıda yazdığım üç kelimenin ne anlama geldiğini hemen anlamıştır.
Lider kavramının birinci sırada yer alması sadece lidere olan saygıdan ötürü değildir.
Ülkücü olanın, MHP’li olanın öncelikle bilmesi gereken Lidere kesin sadakat ve Liderin emirlerine kayıtsız şartsız itaati anlamına gelir, birinci sırada Lider yazılması.
İkinci sırada Teşkilat vardır.
Bu kurala Rahmetli Başbuğ Türkeş bile riayet ederdi.
Hangi İl sınırına girmişse, o andan itibaren İl Başkanının yaptığı programa ve yön vermesine göre hareket ederdi.
Arada ekstra bir program veya görüşme çıkarsa, bunu önce İl Başkanına gözüyle sorardı.
Mahsur yok ifadesini aldıktan sonra veya aksi ifadeye göre talebi cevaplardı.
Doktrin ise herkesin malumu.
9 ışık...
 
***
 
İşte bu Lider kavramını tam anlayamayan, Genel Başkana rağmen kendi türküsünü söyleyen veya ben neymişim de bilmiyormuşum havalarına girenlerin biletleri de ara sıra böyle kesiliveriyor MHP’de.
Şimdi bunları yazınca sanılmasın ki MHP’de demokrasi yok.
Her partidekinden daha yüksek düzeyde bir demokrasi vardır aslında MHP’de.
Bakın ilçe, il kongrelerine...
Her kongrede bir kaç aday çıkabiliyor, adilce yarışıyor, delegenin oyunu alanlar işbaşına geliyor.
AK Parti’de bunu söylemek mümkün mü?
Tek aday ile kongreye gidiliyor.
Arada sırada buna riayet etmeyenlerin ise akıbetleri belli.
Bu da bir yoldur. AK Parti, parti seçimi öncesinde kapalı kapılar ardında dar çerçevede değerlendirmesini yapıyor. İl için Genel Merkez, ilçeler için ise İl teşkilatı son sözü söylüyor.
Seçim ise sadece bir prosedür gereği yapılıyor.
AK Partililere göre bu durum seçim esnasında olası kırgınlıkları, küslükleri, kavgaları önlemek için daha makul.
Her partinin kendine göre bir yoğurt yeme şekli var vesselam.
 
***
Gelelim tekrar MHP’ye.
MHP’de demokrasi olduğunu söylemiştim.
Hem Lidere sonsuz itaat, hem de demokrasi birbiriyle çelişki-tezat diyenler olabilir.
Hayır.
Hiç bir tezat-çelişki yok.
Seçilene kadar demokrasinin tüm kuralları uygulanıyor.
Seçildikten sonra da var demokrasi MHP’de.
Ama...
Parti politikasını belirleme yetkisi MHP MKYK’sında, dolayısıyla MHP Genel Başkanındadır.
Belirlenen parti politikasına tam riayet etmek ve o politikanın gereklerini yerine getirmekte tüm teşkilatın boynunun borcudur.
Eğer Genel Başkan bir konuda bir adım atmışsa, bazı ifadelerde bulunmuşsa İl Teşkilatının, İlçe Teşkilatlarının bunun aksi yönünde hareketlerde, beyanlarda bulunması gibi bir durum asla kabul edilebilecek bir şey değildir.
Hele hele MHP gibi köklü bir partide asla.
Olması gereken elbette Genel Başkanın iradesi yönünde harekettir.
Kişinin elbette kendi görüşleri olabilir. Ama MHP İl Başkanlığı koltuğunda oturan bir şahsın bu benim kendi görüşümdür, ben anayasa
değişikliğine hayır vereceğim gibi bir beyanı o koltukta oturduğu sürece mümkün değildir.
Şahsi fikrinin gereğini seçim sandığı kurulduğu zaman gider kapalı kabinin içerisinde yapar.
MHP Liderinin aksi yönünde olan düşüncesini kamuoyuna anlatmak ve bu yetmiyormuş gibi bu ifadelerine rağmen halen daha görevde olabildiğini yorumlamanın neticesi bu şekilde bir bilet kesimine neden olmuştur.
ODAK uzunca bir süreden beri Raşit Demirel’in açıklamalarına yer vermiyordu.
Bunun elbette bir nedeni vardı. Yaptığımız haberlere, yazarlarımızın yazılarına kimseye müdahale ettirmeyiz, buna imkân sağlatmayız.
Haddini aşanlara gereken cevabı nazikçe verir, anlamazsa biraz daha anlayacağı dile döneriz ve gaale almayız.
 
DEVLETİN SİGORTASI DEVLET BEY
 
MHP’de daha önce Merkez İlçe başta olmak üzere yurt genelinde pek çok Teşkilat görevden alınmıştı. Bunların gerekçesi belliydi.
O zamanlarda pek çok kişi fikir beyan etti, Genel Merkezin uygulamasının yanlış olduğunu söyledi.
Genel Başkanın haklılığı 15 Temmuz darbe girişimi ile bir kez daha anlaşıldı.
Devlet Bahçeli adı gibi devlet adamıdır.
Yıllar önce Pensilvanya’daki haine kimse bir şey diyemezken Devlet Bahçeli o hiç unutulmayan net ve keskin çıkışını yapmıştı. O tarihten itibaren Devlet Bahçeli’yi koltuktan indirmek, MHP’yi kendi adamlarına yönettirmek için çok çaba sarf eden FETÖ’cülerin hevesleri nasıl kursaklarında kaldı hep birlikte gördük.
Bakın Devlet Beyin konuşmalarına, hareketlerine.
Devletimiz ne zaman bir çıkmaza girmeye başladıysa, sıkıntılar baş gösterdi ise o anda Devlet Bey bir kelimesiyle, bir hareketiyle o sorunun çözüm formülünü vermiş ve sorunun çözümüne katkı koymuştur.
Pek çok örnek var bu konuda.
Ve en son Anayasa değişikliği hamlesiyle de yine gerekeni yapmıştır.
Bunu neden yaptığını yıllar sonra hepimizin daha iyi anlayacağını biliyorum.
Çünkü Devlet bey eğer birşey yapmışsa bu Devletimiz-Milletimiz için gereklidir. Buna inanıyorum hep.
Önceki gece Mecliste CHP’liler ve AK Partililerin birbirleriyle yumruklaşmaları tekmeleşmeleri ekranlara yansıdı. Bazı Milletvekilleri ilkokul çocukları gibi kavga ederken Devlet Bahçeli ile Binali Yıldırım bir görüşme yaptılar. Tansiyon düştü. Anlaşılan Devlet Beyin tavsiyelerini AK Parti Grubu dikkate almıştı.
Öte yandan 330 sınırının aşılması ile ilgili bazı AK Partililerin endişeleri yansıdı basına. İşte bu atmosferde Devlet Bahçeli basın mensuplarının sorularını cevaplandırırken bir cümle söyledi, erken seçimi işaret ediverdi Milletvekillerine.
Sonuç ortada.
Bir cümle yetti herkese.
İşte Devlet Beyin farkı budur.
Neyi ne zaman yapması gerektiğini, neyi ne zaman söylemesi gerektiğini iyi bilir.
Ve bunları Parti menfaati, kendi menfaati için yapmaz.
Önceliği Türk Milleti ve Türkiye Cumhuriyeti Devletidir.
İyiki var.
 
 
LÜTFÜ AKGÜN’E SORULAR...
 
İl Halk Sağlığı Müdürü Dr. Lütfü Akgün ile ilgili yazdığım yazılar sonrasında adeta belge-bilgi bombardımanı oldu.
Meğer bilmediğimiz, duymadığımız neler varmış neler...
Daha öncede yazdım. Dr Lütfü Akgün ile ilgili birisi bir şey sorsa ‘doğrudur, helal haram ayrımını iyi bilir, kimseyi incitmez’ diye net olarak
ifade ederdik.
Nitekim bu tür sözleri kendisi için kimlere söylediğimizi de en iyi kendisi bilir.
Son duyduklarımızdan, elimize gelen belge ve kayıtlardan sonra bu düşüncelerimiz ile ilgili soru işaretleri oluşmadı desek yanlış olur.
Hele hele FETÖ’den dolayı açığa alınan kişiyi açıkca korur pozisyona düşmek, bu kişi için gereğini yapmamak hiç bir şekilde açıklanabilecek
bir şey değil.
Kendisi bu konuda Vali Beye hangi gerekçeler öne sürdü bilemeyiz ama, bu konu öyle geçiştirilebilecek bir şey değil.
 
***
 
Müdürlük makamlarında oturan bazı kişilerin zaman zaman Müdürlüğe ait araçları makam aracı olarak kullandıklarını, müdürlüğün şöförlerini
kendi makam şöförü şekline getirdiklerini, hakları olmadığı halde çoluk çocuklarını, eşlerini bu araçlarla götürtüp getirtiklerini, bazı müdürlük araçlarının adeta müdür çocuklarının okul servisi gibi kullanıldığını dile getirmiştik.
Müdür Lütfü Akgün anlaşılan bu işi bir tık ileriye götürmüş.
Elimize gelen kayıtlara göre, bakınca anlaşılan net şeyler var.
Kısaca özetleyelim bir kısmını...
Afyonkarahisar-Ankara karayolunun 10.Km sinde Hedef Sitesi var.
Müdür Lütfü Akgün daha önce burada ikamet etmekteymiş.
Daha sonra burayı birisine satmış. O konuya daha sonra gireriz.
Müdür Lütfü Akgün burada otururken nedense İl Halk Sağlığına ait olan içinde koltukları olmayan, sadece taşıma işlerinde kullanılan bir minübüs, plakası da 03 EP 112 olan bu araç sıklıkla bu Hedef Sitesine gidip gelmiş. Kiminde koltuk götürmüş, kiminde boş gitmiş saatlerce
orada kalmış.
Şimdi Müdür Akgün bu satırları okuyunca hiddetlenip sağa sola bağırıp çağıracak ama yapacak bir şey yok. Aradan bir müddet geçtiği
içinde ‘yok böyle bişey’de diyebilir.
Ama biz belgesiz, bilgisiz, kayıtsız yazmıyoruz.
O kayıtların üzerindeki tarihlerden bir iki tanesini yazalım, unuttuysa da hatırlasın Müdür Akgün.
 
13.01.2014 saat 10.24’de kuruma ait resmi araç, plakası 03 EP 112, biraz önce bahsettiğim minübüs siteye geliyor. Saat 16.05’e kadar sitede kalıyor.
Akabinde saat 11.47’de resmi araç, plakası 03 DR 696 olan geliyor. İçinde Lütfü Bey var.
Ve saat 13.44’e kadar bu araçta sitede kalıyor.
Aradaki günleri atlayalım. Başka bir güne gelelim.
 
21.01.2014 ...
Kurumun resmi aracı.
Minibüs olan.
03 EP 112.
09.31’de siteye geliyor. Saat 19.41’de çıkış yapıyor siteden.
Saat 13.02’de başka bir araçla geliyor Lütfü Bey. Saat 13.38’de çıkış yapıyor. O araçta kurumun kiralama yoluyla aldığı bir araç. Plakası
da okunuyor kayıtlarda. 42 ECD 40.
Ertesi gün.
 
22.01.2014.
Kuruma ait resmi plakalı minibüs sabah mesaisine başlıyor sitede. Saat 09.55.
Mesaiyi saat 17.45de tamamlamış bu minibüs ve şöförü.
Yine aynı gün, yani 22 Ocak 2014. 42 ECD 40 plakalı araç Lütfü Akgün’ü getiriyor.
Saat 14.03’de.
İşin ilginç yanı bu aracın o gün siteden çıkışı görünmüyor.
 
Ertesi gün.
03 EP 112 plakalı araç yine mesaiye geliyor siteye.
Saat 10.37’de girişi var siteye, saat 14.23’te çıkıyor.
Aynı gün saat 15.04’te yine geliyor ve saat 18.44’te ayrılıyor siteden.
Sonraki güne bakalım.
 
24.01.2014
Saat 10.05 resmi aracın sitede mesaiye başlaması ve saat 12.40’da ayrılıyor.
Saat 13.01’de geri dönüyor aynı araç ile şöför, gece yarısından sonra saat 00.52’de ayrılıyor.
Ertesi gün saat 11.27’de aynı araç ile şöför tekrar geliyor ve saat 21.08’de ayrılıyor.
İçinde koltuk olan başka bir resmi araç geliyor siteye aynı gün saat 14.45’te. Koltuğu bırakıyor ve saat 15.10’da ayrılıyor siteden bu araç.
Bu şekilde uzayıp gidiyor kayıtlar...
Şimdi soruyorum Dr. Lütfü Akgün’e.
Bu araçlar babanızın malı mı?
Yoksa o Hedef Sitesinde İl Halk Sağlığı Müdürlüğü büro falan mı açmıştı?
Eğer Halk Sağlığı Müdürlüğünün orada bir bürosu yoksa, orası sizin ikametgahınız ise bu resmi araçların ne işleri vardır orada?
Haram-helal, tüyü bitmemiş yetim hakkı gibi sözler sizde ne ifade etmektedir?
Daha 2014’den, sadece bir kaç günden bahsettim Dr. Lütfü Akgün.
İleri tarihlere ve olaylara yeri geldikçe değiniriz.
 
Bir hafta veda
 
Bugün akşam Kanal 3’te Belediye Başkanımız Burhanettin Çoban’a icraatlarını ve bundan sonraki projelerini sorup görüşlerini alacağız.
Saat 20.00’de başlayacak olan proğramda Başkan Çoban’a sorulmasını istediğiniz soruları mail adresime gönderebilirsiniz.
yarından itibaren yurtdışındaki proğramlarım nedeniyle bir hafta kadar sizlerden uzak kalacağım. Gelecek hafta pazartesi den itibaren inşaAllah yazılarıma devam edeceğim.
Hoca Solak’a sorulması gereken epey soru birikti.
Dönüşteki ilk yazıdan itibaren bu soruları Hoca Solak’a sormaya devam edeceğiz. Basına verdiği kahvaltıda hakkındaki iddialara kendince cevap vermeye çalışan Hoca Solak’ın bu söylediklerine epey güldüğümüzü de belirtelim.
İlahi Hoca Solak. Sen bizi güldürdün, Allah’ ta seni inşaAllah.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.