DÜRÜST OL, YUSUF HOCA!..
DÜRÜST OL, YUSUF HOCA!..

Sandıklı Meslek Yüksek Okulu Müdürü Doç.Dr.Yusuf Karaca, bu köşede yayınlanan hakkındaki iddialara karşılık bir tekzip göndermiş. Dünkü yazımda da, belirttiğim gibi, mahkeme kararıyla gelmeyen hiçbir tekzibi yayınlamam..
Yusuf Karaca Hoca’ya tavsiyem, bu yazıyı da dikkatlice okuyup, bütün olarak mahkemeye müracaat etmesidir..
Bize gönderilen yazıda deniliyor ki:
“Yusuf Karaca hiçbir dönemde FETÖ’cü olmamış, bu karanlık örgütle 17/25 Aralık’tan önce bile mücadele etmiş.”   
Pekiii… Şimdi soruyoruz, hocaya:
17-25 Aralık’tan den önce bile FETÖ ile hangi konularda, nasıl mücadele ettiniz?. Müdür yardımcısı olarak seçtiği Abdullah Taytak ve Mustafa. Sandıkçı’nın çocuklarının (5 çocuk) hepsinin FETÖ’nün okullarında yetiştiğini, Türkçe Olimpiyatlarına katıldıklarını, Asya banktan kredi aldıklarını, YDS sınavından FETÖ kopyası ile 80 civarında not aldıklarını, yıllarca Perşembe akşamları gece dersleri almadıklarını ve cemaatin toplantılarına katıldıklarını bilmiyor muydunuz?
FETÖ ile mücadele edenin yardımcıları bu geçmişe sahip olabilir mi? Bu nasıl mücadele demezler mi, size hocam?..
Yusuf Hoca diyor ki:
“Sandıklı’ya Müdür olarak atandıktan sonra FETÖ’cü kurumların çalışanları ile tanışmamış. Yazınız senaryo..”
Kapatılan FETÖ’cü Özel Sandıklı Koleji’nin Müdürü Ahmet Ilgın’la ilk geldiği gün tanışıp öğle yemeğini beraber yemediniz mi?.. Okulun video kayıtları incelendiğinde gerçekler ortaya çıkacaktır. Bilğisayarcı Muzaffer Selek’lede mi (tutuklu)  tanışmıyorsunuz? Tanımadığınız bu kişinin dükkanından 6 yıl boyunca bilgisayar sarf  malzemeleri alınmadı mı?  Yardımcınız Abdullah Taytak okul dışındaki zamanlarını bu kişinin yurdunda geçirmedi  mi? Fetö’cülerin talimatı ile Sandıklı Merkezde bulunan üniversitenin sahibi olduğu S.M.Y.Teras Restoran Uygulama İşletmesini müdür olduktan bir hafta sonra kapatmadınız mı? Kapatma talimatını kimden aldınız?
Sorumlu olduğunuz M.Y. Okuluna milli eğitimden gelen 3 öğretmenin fETÖ’den ihraç edilmiş olması rastlantı mıdır?
*********
Yusuf Karaca diyor ki:
“Kızıma ait olan Bemar kurumundan hiç kimse okula alınmamış. SGK kayıtları açıkmış. Bu insanları hoca olmalarından önce tanımıyordum, iş ilişkim olmadı..”                                                                                                                             
Milletin iddiası da zaten bu. Yani bu insanları SGK ‘ya bildirmeden kaçak olarak çalıştırması. Sonra da devletin okuluna alarak hafta sonları ingilizce derslerinde filan kullanması. Ayrıca bu kişiler Bemar da kursiyer olarak bulunmadılar mı?. Yani Bemar’a para kazandırmadılar mı? Bemar’ın kayıtlarında mevcuttur bunların kayıtları. Ayrıca bu insanları hoca olmalarından önce tanımıyordum diyorsunuz ya.. Koskoca bir yalan söylüyorsunuz hoca..
Tuba Varol ve Kutlay Orhan girdikleri öğretim görevlisi sınavlarında 5. ve 7. olmuşlardı. Size soruyoruz hocam;; neden 5. ve 7. olanı aldınız diye. Bu iki hoca 2004 yılında resmi olarak hoca olmuşlardır. Halbuki 2012- 2013- 2014 yıllarında dışarıdan ders ücreti ödenerek Sandıklı MYO’da derslere sokulmuşlardı. Güya sizin tanımadığı ve iş ilişkisi olmadığını söylediğiniz bu iki kişi okulda yıllarca tanışmadan derslere girmişlerdi. Bunların kayıtları o yılların ders programlarında, sınav evraklarında ve ücret ödeme belgelerinde mevcuttur ve resmi belge niteliğindedir. Bu kadar açık olan bir konuda bile yalan söyleyebilmekten kaçınmamak hayretle iştigal bir durumdur. Ayrıca kurum dışından bu iki hocaya ücretli ders vermek kurum zararınadır. Çünkü bu dersleri vermek için maaş alan kadrolu hocalar vardır. Kadrolu hocalar başka ilçelere sürülmüş bu iki dosta da, ders çıkarılmıştır.  Burada görevi kötüye kullanma suçu işlenmiştir.
          Müdür olduğunuz okulda yıllarca dışarıdan ücretli ders verdiğiniz iki dostunuz var. Bunlar öğretim görevlisi sınavına giriyorlar. Birisi 5. diğeri 7. oluyor. Tesadüfe bak bu ikisi de kadroyu kapıyorlar. Sonrada personel alımında Müdürün ihdası ve dahli yokmuş deniliyor. Kim inanır ki buna. Evet 5. ve 7. olanların alındığına dair resmi kayıtlarda personel dairesinde mevcuttur.
*******
Yusuf Beyin idarecisi olduğu Sandıklı MYO da kızının sahibi olduğu Bemar özel kariyer okulunun hiç bir faaliyeti ve sertifika satışı söz konusu olmamış.


 
Bu koskocaman yalanı ispatlamak için bazı sertifikaları paylaşmak istiyorum. Görüldüğü gibi bu sertifikalar ‘Temel İletişim Becerileri’, Etkili İletişim ve İkna Teknikleri’ gibi isimler altında Sandıklı MYO nun kantininde yapılmış 2013 yılı tarihli, altında Bemar’ın müdürü olan Gazi Aydın’ın imzası olan üstünde BEMAR’ın markası olan 30’ ar Tl ye satılan belgelerdir. Bu sertifikalar öğrencilerden toplanmış örnek olanlardır. Daha çok farklı sayıda ve tarihte yapıldığı bilinmektedir. Hani hiç bir sertifika satışı söz konusu değildi? Yalancının mumu yatsıya kadar yanarmış. Bir sertifika daha paylaşacağım. Lütfen bu sertifikada ki imzalara dikkat edin. Sandıklı MYO’nun müdürü Yusuf bey aynı zaman da Üniversitenin Kariyer Danışmanlık Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi müdürü imiş. Tüm bu Sandıklı MYO da sertifika satışları yapılırken, öğrencilerin cebindeki üç kuruşu kızının okuluna kazandıran bu kişi Yusuf Karaca imiş. Neresin den bakarsan bak traji komik bu durum. Rektör hoca kızına ait özel kariyer okulu olan birisini atayarak ne kadar isabetli davranmıştır.  Hani kızının kursunun Sandıklı MYO da hiç sertifika satışı olmamıştı!..

 
Madde:  Haber de müvekkilin damadına da iftira atılmışmış. Necati ÖZENÇ ve ailesi Sandıklı’nın  Karadirek köyünde FETÖ’cü diye bilinir, Kamerun’da FETÖ okullarında çalışmış birisidir denilmiş.
Necati Özenç’in pasaportundan ve diğer resmi belgelerden Kamerun’a gitmiş mi, ne kadar kalmış, niye kalmış hepsi kolayca bir görevlinin ulaşabileceği bilgilerdir. İstenilirse Karadirek köyünden de sorulabilir, ailenin nasıl tanındıkları.
******
Müdür Karaca, kütüphanede detaylı tarama ve incele yaptırmış ve Envanterde Olmayan kitaplar tespit edilmişmiş. Bunlar FETÖ bağlantılı yayınevlerinin kitaplarıymış. 05.09.2016 tarihinde düzenlenen bir tutanakla 42 cilt yayın kalorifer kazanında yakılarak imha edilmiş. Bu envanterde yer almayan kitapların nasıl ve ne zaman konulduğu kimler tarafından alındığı ile ilgili soruşturma başlatılmıştır, denilmektedir.
              Yalanın büyüğü ve alenisi buradadır. Gazetede yayınlanan kitap resimlerine dikkatli bakıldığında alt köşelerinde turuncu barkot ve üst köşelerinde ise şeffaf, yazılı barkotlar görülecektir. Bunlar demirbaş numarası ile tasnif numaralarıdır. Bir Yüksek Okulu Müdürü bu kadar açık olan bir konuda bile envanterde olmayan kitaplar bulunmuştur diyerek yalan söyleyebilmektedir. Hatta yalanı aşarak güya soruşturma açarak devleti oyalama, bilgileri karatma, kandırmaya ve asıl suçluları ve kendisini saklama çabasına girmiştir.
        668 sayılı kanun hükmünde kararname 25.07.2016 tarihlidir. Envantere kayıtlı kitapların gizlice yok edilmesinin tarihi ise 05.09.2016 dır. Yani 43 gündemi bulabildiniz 42 kitabı? Yoksa telaşla yok ederken mi yakalandınız? Kaldı ki FETÖ ile yıllardır mücadele ettiğini iddia eden bu müdürümüz bu terör kitaplarını 17/25 Aralık 2013 den sonra mı yok etmeliydi? Kayıtlı değillerdi onun için bilemedim yalanına başvuracağı için kayıtlı kitapları kayıtsızlaştırmaya çalışıyor suç işleme ve resmi evrakta sahtecilik yaparak.
Çok önemli bir konu:
Bu kitaplar acelece ve gizlice imha edilmişlerdir. Hem de Tutanak tutulmadan. Yaklaşık 45 gün sonra 05.09.2016 tarihi atılarak geriye dönük resmi evrak oluşturarak ‘resmi evrakta sahtecilik suçu’ işlenmiştir. Bu tutanakta imha edilen kitapların demirbaş no’ları ve envanter kayıtlarıda yazılıdır. Halbuki müdür tekzip de yalan söyleyerek kayıtsız kitaplar demektedir. Bu bile müdürün doğru söylemediğini ortaya çıkarmaktadır. Tutanağa zorla "kimin verdiği belli olmayan, para ile alınmayan, bağış yapılan bu kitaplar imha edildi"  ibaresi yazılarak geriye dönük evrak oluşturmuşlar,
                                                                      
suçlarını karartmaya amaçlamışlar ve 5 kişiye baskı ile imzalatmışlardır. Komik olan şudur imza attırdıkları kişilerin bazıları 45 gün önce kitaplar yakılırken okulda bile değildir. Bu arkadaşlar Rektörlükten değil de Emniyet veya Savcılıktan birileri tarafından sorulursa doğruları anlatacaklarını söylemektedirler. 

Müdür Yusuf Bey,  aslında herşeyi bilinen ve kendisinin suçlu olduğu bir konuda bilmemezlikten gelerek soruşturma açtım diyerek yasa dışı bu suçunu örtme çabasına girmiştir. Görülen odur ki açtığı soruşturmada da konuyu örtecektir.

*************
Ayrıca tekzip yollayan diğer 3 kişi (Volkan Yüncü, Kutlay Orhan ve Tuba Varol) müdür beyin torpille aldıkları BEMAR devşirmeleridir. Bunların tekzipleri müdürün tekzibinin 8. Maddesinde yer alan “müvekkil (ne müvekkiliyse) saygın, gururla başı dik gezen, vatanına milletine bağlı” kısmının kopyalanıp çoğaltılmış halidir. Onun için cevap vermeye gerek görmedik…     
           
            
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mesut BAYDEMİR 2 hafta önce

Allah Allah, para sevdası insanlara neler yaptırıyor yaa.. Kızının özel dershane si babasının Müdür olduğu devlet okulunda sertifika satsın... Bu görevi kötüye kullanma suçunu oluşturur. Memlekette hiç hukukçu görmüyor mu bunları...

Avatar
Minğileli Hüseyin 2 hafta önce

Bunun yardımcıları olan iki Bolvadinli okulun yurdunu iç ettiler. Ceylan kız yurdunu bu ikisi aleni çalıştırdı.Demirbaşları yatakları ranzaları emek emek almıştık.Terzi ye zor zahmet diktirmiştik yatakları. Koca yurt indiragandi oluverdi. Yardımcıları ne ki bu ne olsun. Adam karısını sorumlu olduğu üniversitenin ana sınıfına memur yaptı geçen sene. Bu ne hırs bu ne dolar sevdası Müslümanlar. Ölüm , öbür dünya , cennet - cehennem hiç mi aklınıza gelmez.

Avatar
Hanife Domates 2 hafta önce

İyi ki FETÖ ile mücadele etmiş müdür. Ya etmese halimiz nice olurdu? MazAllah okula fetöcü hocalar dolardı, kütüphanede terör örgütünün kitapları okutulurdu öğrencilere, okulun yönetimi FETÖ cülere bırakılırdı, Fetö cü öğrencilere torpil yapılırdı, fetönün güçlenmesine çanak tutulurdu. İyiki mücadele etmişde bizi bu tehlikelerden kurtarmış.

Avatar
Vesyel BAĞCA 2 hafta önce

Hadi korumaya devam edin bakalım bu kadar yalan söylemeyi yaşam felsefesi haline getirmiş insanları. Sanıyoruz koruyanlarda aynı yolun yolcusu...

Avatar
garip öğrenciler 2 hafta önce

okulu fetöye teslim edeceğine en yaşlı bıkmış, hocan sınav kağıtlarını okumadan,ruh haline göre not veriyor.yazık değil mi bu çocuklara.Asıl işin olan bu konularla ilgilen biraz. Adam hala sarı saman kağıdı kitaplardan ders anlatmaya çalışıyor.

Avatar
yazık 2 hafta önce

okulda öğrenci kalmadı.esnaf kan ağlıyor bu okula kim gelmek ister ki hepsi cebini doldurmaya çalışıyor,kimi sertifika satar,kimi öğrenci düşmanı, kimi kağıt okumadan puan verir,kimi koltuk derdinde yazıklar olsun size

Avatar
hemşeri 2 hafta önce

ya her konuda yalan söylüyorlar bunlar.kitaplar kalorifer kazanında değil bahçede yakıldı.bu bile yalan

Avatar
Mecit ES'in karındaşı 2 hafta önce

Tam buldun dürüst olacak adamı sayın yazar... Dolar olmasa bu dünyada dürüst olurdu belki ama adamın DOLAR a karşı zaafı var. bundan dolayı lakabı Dolarcı Hoca. Öğrencileri öyle diyor.